AvukatBurada.com.tr
Popüler Şehirler
Uzmanlık Alanları
Hesaplama Araçları
Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap

Avukat mısınız? Profilinizi oluşturun ve müvekkiller size ulaşsın.

Hukuk Rehberi

FETÖ Garson Kodlamaları, SD Kart ve Fişlemelerinin Hukuki Niteliği

FETÖ Garson SD kart kodlamaları ve fişlemelerinin delil niteliği, örgüt üyeliği davalarında değerlendirilmesi, savunma hakları ve başvuru yolları.

Güncellendi: 23 Ekim 2026 24 dk okuma 167 okunma
Makale

FETÖ/PDY soruşturmalarında kullanılan Garson SD kart kodlamaları, özellikle emniyet personeline ilişkin dijital fişleme kayıtlarını ifade eder. Bu kayıtların ceza yargılamasında delil olarak değerlendirilmesi mümkündür. Ancak kişinin bir kodla sınıflandırılması, tek başına örgüt üyeliğini kanıtlamaz. Verilerin doğruluğu, elde edilme yöntemi, kişinin örgütsel faaliyetleriyle bağlantısı ve destekleyici deliller birlikte incelenmelidir.

Garson SD Kart ve Fişleme Kayıtları Nedir?

Garson kod adlı gizli tanık tarafından adli makamlara teslim edilen dijital materyaller, FETÖ/PDY'nin özellikle emniyet teşkilatı içerisindeki mahrem yapılanmasına ilişkin soruşturmalarda kullanılan veri kaynakları arasında yer almaktadır.

Bu materyallerde emniyet personeline ait kimlik bilgileri, örgüt içerisindeki konumlarına ilişkin değerlendirmeler, kodlamalar, sorumlu kişiler, toplantı bilgileri ve örgütsel faaliyet iddialarının bulunduğu çeşitli kayıtlar tespit edilmiştir.

Kamuoyunda Garson fişlemeleri olarak adlandırılan bu kayıtlar, ilgili kişiler hakkında üçüncü kişilerce oluşturulan sınıflandırma ve değerlendirmeleri içermektedir.

Burada iki hususun birbirinden ayrılması gerekir.

Birincisi, dijital materyalde belirli bir kişi hakkında kayıt bulunmasıdır. İkincisi ise bu kayıtta belirtilen örgütsel faaliyetlerin gerçekten gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Birinci durumun tespit edilmesi, ikinci durumun da kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez.

Nitekim ceza yargılamasında değerlendirilmesi gereken temel mesele, kişinin örgüt tarafından nasıl sınıflandırıldığı değil, kendisine isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının somut delillerle ortaya konulup konulmadığıdır.

FETÖ Garson Kodlamaları Ne Anlama Geliyor?

Garson SD kart verilerinde, kişiler hakkında farklı dönemlerde ve çeşitli kategoriler altında oluşturulmuş kodlamalara rastlanmaktadır.

Yargı dosyalarına yansıyan örneklerde EA, EAV, SAY, SAYV ve benzeri kodlarla karşılaşılmaktadır. Ayrıca kişilerin örgütsel toplantılara katıldığı, belirli sorumlularla bağlantılı olduğu veya örgütsel hiyerarşi içerisinde bulunduğu yönünde açıklamalar yer alabilmektedir.

Bununla birlikte bütün kodların her dosyada aynı anlama geldiği varsayılamaz.

Bir kodun hukuki değerlendirmesinde, ilgili veri grubunun açıklaması, kaydın tarihi, hangi faaliyetleri ifade ettiği ve kişi hakkında başka bilgiler bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Kodlamaların Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi

Kodlama kayıtları incelenirken özellikle üç farklı durum gündeme gelebilir.

Örgütsel bağlılık ifade ettiği ileri sürülen kodlamalar: Kişinin yapılanma içerisinde bulunduğuna ilişkin bir değerlendirme içerebilir. Bununla birlikte örgüte katılma iradesinin ve isnat edilen faaliyetlerin ayrıca araştırılması gerekir.

Örgütle irtibat veya yakınlık gösterdiği ileri sürülen kodlamalar: Kişinin belirli kişilerle görüşmüş olması veya örgütle bağlantılı görülen çevrelerde bulunması, suçun unsurlarının gerçekleştiğini tek başına ortaya koymaz.

Örgütle bağlantısı bulunmadığını veya örgüte mesafeli olduğunu gösteren kayıtlar: Bunlar da dosyada değerlendirilebilecek bilgiler arasındadır. Ancak bu tür kayıtlar kişinin hukuki durumuna ilişkin kendiliğinden kesin bir sonuç doğurmaz.

Dolayısıyla Garson kodlamalarının değerlendirilmesi, yalnızca harf veya kısaltmaların karşılıklarının araştırılmasından ibaret değildir.

Özellikle birden fazla veri grubunda farklı kodların bulunması, kodlamanın sonradan değiştirilmesi veya kaydın dayanağının belirlenememesi gibi durumlar, delilin güvenilirliği bakımından ayrıca önem taşır.

Garson SD Kart Kayıtları Örgüt Üyeliğine Delil Olabilir mi?

Garson SD kart kayıtları ceza soruşturması ve kovuşturmasında değerlendirilebilir. Ancak delil niteliği taşıması ile mahkûmiyet için yeterli olması farklı hukuki meselelerdir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesi, silahlı örgüt suçunu düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında silahlı örgüte üyelik bakımından beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Somut olayda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında uygulanabilecek hükümler ayrıca değerlendirilir.

Örgüt üyeliğinin kabulü bakımından kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve örgütle organik bağının bulunması önem taşımaktadır.

Yargısal değerlendirmelerde örgütsel faaliyetlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu; kişinin bilgi ve iradesi ile birlikte ele alınır.

Bu çerçevede, yalnızca bir fişleme kaydında kişinin örgüt mensubu olarak gösterilmesi, o kişinin örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek katıldığını kendiliğinden kanıtlamaz.

Örgüt üyeliğinin unsurları ile örgüte yardım etme fiili arasındaki ayrımlar hakkında daha geniş açıklamalara FETÖ/PDY örgüt üyeliği ve örgüte yardım etme suçları başlıklı incelemeden ulaşılabilir.

Yalnızca Garson Kodlamasıyla Mahkûmiyet Kararı Verilebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesine göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Yüklenen suçun hukuka uygun biçimde elde edilmiş delillerle ispatlanması gerekir.

Bu nedenle bir kişinin SD kart verilerinde belirli kodla gösterilmesi, başka bir değerlendirmeye gerek kalmadan mahkûmiyet kararı verilmesini haklı kılmaz.

Kodlama ile birlikte kişinin gerçekleştirdiği ileri sürülen faaliyetler, bu faaliyetlere ilişkin tanık anlatımları, iletişim kayıtları ve diğer deliller araştırılmalıdır.

Örneğin, tamamen varsayımsal olarak, bir polis memurunun Garson SD kart verilerinde örgütsel bağlılık ifade ettiği ileri sürülen bir kodla gösterildiğini düşünelim.

Ancak dosyada kişinin örgütsel toplantılara katıldığına, örgütsel talimat aldığına veya hiyerarşik yapılanma içerisinde faaliyet gösterdiğine ilişkin doğrulanabilir başka bir bilgi bulunmasın.

Böyle bir durumda kodlamanın hangi gerekçeyle yapıldığı ve kişinin fiilleriyle doğrulanıp doğrulanmadığı belirleyici önem taşır. Mahkûmiyet için aranan ispat düzeyine ulaşılamaması hâlinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır.

Buna karşılık kodlamadaki bilgiler somut, güvenilir ve hukuka uygun başka delillerle doğrulanabiliyorsa ortaya çıkan delil bütünü farklı bir hukuki değerlendirmeye yol açabilir.

Anayasa Mahkemesinin Garson SD Kart Delillerine Yaklaşımı

Anayasa Mahkemesinin 16 Temmuz 2025 tarihli Şenol Durmuş başvurusu, Garson SD kart kayıtlarının yer aldığı ceza yargılamalarında delillerin değerlendirilmesi ve savunma hakkının korunması bakımından önemlidir.

Başvuruya konu dosyada sanığın Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital materyalde EAV olarak kodlanması, ByLock kullanımına ilişkin iddia ve tanık beyanları mahkûmiyet gerekçesinde değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay uygulamasında SD kart içerisinde EAV olarak kodlanmanın tek başına örgüt üyeliği mahkûmiyeti için yeterli görülmediğine ve destekleyici delillerin araştırılması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Başvuru kapsamında ayrıca tanık beyanlarının güvenilirliği, bu beyanların hüküm bakımından belirleyici niteliği ve savunmanın tanıkları sorgulama imkânı değerlendirilmiştir.

Mahkeme, gerekçeli karar hakkı ile tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu kararın önemi, dijital fişleme kayıtlarına ilişkin savunma itirazlarının ve deliller arasındaki çelişkilerin gerekçeli kararda karşılanması gerekliliğidir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrudan beraat anlamına gelmemektedir. İhlalin giderilmesi için yapılacak yeniden yargılamada somut deliller yeniden değerlendirilebilir.

Kararın ayrıntıları Anayasa Mahkemesinin Şenol Durmuş başvurusuna ilişkin kararından incelenebilir.

Garson SD Kart Verilerinin Hukuka Uygunluğu Nasıl Denetlenir?

Dijital verilerin ceza yargılamasında kullanılabilmesi bakımından yalnızca içerikleri değil, elde edilme ve muhafaza edilme süreçleri de önemlidir.

Özellikle dijital materyallerin teslim alınması, incelenmesi, kopyalanması ve raporlanması sırasında gerçekleştirilen işlemler somut dosya üzerinden denetlenmelidir.

CMK'nın 134. maddesi, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin şartları düzenlemektedir.

Ancak üçüncü kişi tarafından teslim edilen bir SD kart bakımından hangi koruma tedbiri hükümlerinin uygulanacağı, materyalin elde edilme ve incelenme biçimine göre belirlenmelidir.

Bu nedenle her dosyada doğrudan CMK 134'e aykırılık bulunduğu veya dijital kaydın kendiliğinden geçersiz olduğu ileri sürülemez.

Dijital Verinin Bütünlüğü ve Güvenilirliği

Bir dijital materyalin içeriğinin değiştirilip değiştirilmediği, incelemeye esas alınan kopyanın orijinal materyalle uyumu ve verinin hangi işlemlerden geçtiği teknik açıdan araştırılabilir.

Bu kapsamda özellikle şu hususlar önemlidir:

  • SD kartın yetkili makamlara teslim edilmesine ilişkin tutanaklar ile adli inceleme kararlarının bulunması.
  • Dijital materyalin muhafaza ve inceleme aşamalarının kayıt altına alınması.
  • Orijinal veri ile inceleme kopyasının bütünlüğünün teknik yöntemlerle denetlenebilmesi.
  • Veri inceleme raporlarının dayandığı kayıtların belirlenebilir olması.
  • Şüpheli veya sanığa ait olduğu ileri sürülen bilgilerde kimlik ve kayıt eşleştirmelerinin doğruluğu.
  • Verilerin oluşturulma, değiştirilme ve incelenme tarihlerine ilişkin bilgilerin değerlendirilmesi.

Bu hususlar bakımından teknik bir uyuşmazlık varsa bilirkişi incelemesi yapılması talep edilebilir.

Bununla birlikte hash değeri veya başka bir teknik doğrulama sonucunun bulunması, kayıtta yer alan örgütsel değerlendirmenin içerik bakımından doğru olduğunu tek başına ispatlamaz.

Teknik bütünlük ile kaydın maddi gerçeği yansıtması ayrı konulardır.

Dijital delillerin elde edilmesindeki kanuni sınırlar ve delil yasakları bakımından hukuka aykırı delillerin ceza yargılamasındaki sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.

Garson Fişlemelerindeki Bilgilerin Doğruluğu Nasıl Araştırılır?

Garson SD kart fişlemelerinde kişiye ilişkin çeşitli bilgiler yer alması, bunların tümünün doğru olduğunu göstermez.

Bu nedenle verinin içeriğiyle kişinin gerçek faaliyetleri arasında bağlantı kurulması gerekir.

Kişinin Kimlik Bilgileri ve Kayıt Eşleşmeleri

Öncelikle fişleme kaydının gerçekten soruşturulan kişiye ait olup olmadığı belirlenmelidir.

Benzer isimler, farklı sicil bilgileri, görev yeri değişiklikleri veya yanlış eşleştirmeler somut olayda önem kazanabilir.

Kayıtlarda yer alan bilgiler kişinin özlük dosyası, çalışma geçmişi ve diğer resmî kayıtlarla karşılaştırılabilir.

Örgütsel Faaliyet İddialarının Araştırılması

Veri inceleme raporunda kişinin belirli tarihlerde örgütsel toplantılara katıldığı, para verdiği veya örgütsel sorumlularla görüştüğü ileri sürülüyorsa bu iddiaların dayanağı araştırılmalıdır.

Özellikle tarih, yer, katılımcılar ve faaliyet içeriği bakımından doğrulanabilir bilgiler önem taşır.

Bir kişinin yalnızca başka bir kişi tarafından örgütsel bağlantılı olarak değerlendirilmesi ile örgütsel faaliyetinin somut biçimde tespit edilmesi birbirinden farklıdır.

Kayıtlarda Adı Geçen Kişilerin Dinlenmesi

Bazı veri inceleme raporlarında örgüt içerisinde öğretmen, vekil veya zümre başkanı olarak nitelendirilen kişilerin isimlerine yer verilebilmektedir.

Bu kişilerin kimliklerinin tespit edilmesi, dosyanın özelliklerine göre tanık olarak dinlenmeleri ve kayıtların doğruluğuna ilişkin bilgilerinin araştırılması gerekebilir.

Ancak bir kişinin raporda adının bulunması, onun ilgili örgütsel faaliyetleri bildiği veya gerçekleştirdiği anlamına gelmez.

Tanık beyanlarının doğrudan gözleme mi, başka kişilerden edinilen bilgilere mi yoksa tahmine mi dayandığı da değerlendirilmelidir.

Garson SD Kart Verileri ve Gizli Tanık Beyanları Arasındaki Fark

Garson kod adlı gizli tanığın dijital materyali teslim etmesi ile materyaldeki bilgilerin tamamına doğrudan tanıklık etmiş olması aynı şey değildir.

Gizli tanığın bilgisi, dijital materyalin kaynağına veya teslim edilmesine ilişkin olabilir. SD kart içerisindeki her kaydın kim tarafından oluşturulduğunu veya hangi olaya dayandığını bizzat bilmesi zorunlu değildir.

Bu nedenle savunmada dijital materyalin kaynağı ile kayıtların içerik bakımından doğruluğu ayrı ayrı incelenmelidir.

Gizli tanık beyanlarının değerlendirilmesinde CMK'nın 58. maddesi ile ilgili diğer usul güvenceleri gündeme gelebilir.

Özellikle tanığın beyanlarının hüküm açısından belirleyici olduğu durumlarda savunmanın bu beyanları sorgulayabilmesi ve güvenilirliklerine itiraz edebilmesi adil yargılanma hakkının önemli bir parçasıdır.

Buna karşılık gizli tanığın teslim ettiği materyalin ayrıca teknik olarak incelenmiş olması, her durumda tanık beyanıyla ilgili usul güvencelerinin ihlal edildiği anlamına gelmez.

Hangi güvencelerin gerekli olduğu, delilin niteliğine ve hükümdeki ağırlığına göre belirlenir.

Garson Kodlamaları Nedeniyle Açılan Ceza Soruşturması ve Davası

Garson SD kart kayıtlarında kişinin adının bulunması üzerine Cumhuriyet başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülebilir.

Soruşturmada kişiye ilişkin veri inceleme raporları, tanık ifadeleri, iletişim kayıtları ve başka deliller toplanabilir.

Şüpheli, müdafii aracılığıyla dosyada yer alan delilleri inceleyebilir ve lehine delillerin araştırılmasını isteyebilir. Dosya inceleme yetkisinin soruşturma aşamasında kanuni şartlarla sınırlandırılabilmesi mümkündür.

Savcılık, toplanan delillere göre yeterli şüphe bulunduğu kanaatine ulaşırsa iddianame düzenleyebilir. Yeterli şüphe oluşmadığında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gündeme gelir.

İddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma aşamasına geçilir.

Silahlı örgüt üyeliği suçuna ilişkin yargılamalarda görevli mahkeme kural olarak ağır ceza mahkemesidir. Yer bakımından yetki ise ceza muhakemesinin genel ve özel yetki hükümlerine göre belirlenir.

Savunma Aşamasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sanık veya müdafii, veri inceleme raporundaki tespitlerin doğruluğuna itiraz edebilir.

Gerekli görülürse kayıtların dayanaklarının getirtilmesi, bilirkişi incelemesi yapılması, raporda adı geçen kişilerin dinlenmesi ve eksik araştırmaların tamamlanması istenebilir.

Savunmada yalnızca fişleme kaydının gerçeği yansıtmadığının belirtilmesi yerine, bu itirazın somut gerekçelerle açıklanması önemlidir.

Örneğin, tamamen varsayımsal olarak, kişinin belirli bir tarihte örgütsel toplantıya katıldığı ileri sürülürken o tarihte başka bir şehirde görev yaptığı resmî kayıtlarla ortaya konulabiliyorsa söz konusu çelişki mahkemenin değerlendirmesine sunulabilir.

Aynı şekilde kişinin örgütsel sorumlusu olarak gösterilen şahsın kendisini tanımadığını belirtmesi veya kayıtların birbirleriyle çelişmesi, delil değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Ancak bu tür hususların her biri, diğer delillerle birlikte ele alınmalıdır.

Garson Fişlemeleri Kamu Görevinden Çıkarma İşlemlerinde Kullanılabilir mi?

Garson SD kart kayıtları yalnızca ceza soruşturmalarında değil, kamu personeline ilişkin idari işlemlerde de gündeme gelebilmektedir.

Özellikle emniyet personelinin kamu görevinden çıkarılması veya göreve iade taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda bu kayıtlar değerlendirme konusu yapılabilmektedir.

Bununla birlikte ceza yargılaması ile idari yargılama aynı hukuki ölçütlere dayanmaz.

Ceza mahkemesi kişinin kendisine isnat edilen suçu işleyip işlemediğini değerlendirirken idari yargıda ilgili işlemin hukuka uygunluğu, işlemin dayanağı ve uygulanabilir mevzuat incelenir.

Bu nedenle ceza davasında beraat kararı verilmesi, her durumda kamu görevine otomatik dönüş sağlamaz.

Aynı şekilde hakkında ceza mahkûmiyeti bulunmayan bir kişinin idari işleme karşı açtığı davanın mutlaka kabul edileceği de söylenemez.

İdarenin dayandığı kayıtların içeriği, bunların kişiye özgü olup olmadığı, işlemin yasal dayanağı, savunma hakkı ve somut deliller arasındaki bağlantı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ayrıca kamu görevinden çıkarma işleminin olağan bir idari işlem mi, olağanüstü hâl dönemine ilişkin özel düzenlemeler kapsamında tesis edilmiş bir işlem mi olduğu, izlenecek başvuru yolunu etkileyebilir.

Garson Kodlamalarına Karşı Başvuru Yolları ve Süreler

Garson SD kart kayıtları nedeniyle yürütülen işlemlerde başvuru yolu, dosyanın hangi aşamada bulunduğuna göre değişmektedir.

Ceza Davalarında İstinaf ve Temyiz

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 273. maddesi uyarınca güncel genel düzenlemede istinaf başvuru süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır.

Temyiz yolu açık bulunan kararlar bakımından CMK'nın 291. maddesinde de gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftalık genel süre düzenlenmiştir.

Bununla birlikte kanun yolunun açık olup olmadığı, kararın niteliği ve ilgili değişikliklerin zaman bakımından uygulanması ayrıca incelenmelidir. Özellikle 1 Haziran 2024 öncesindeki kararlar yönünden geçiş hükümleri göz ardı edilmemelidir.

İdari İşlemlere Karşı Dava Açılması

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre özel kanunda farklı bir süre düzenlenmedikçe idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür.

Bireysel idari işlemlerde bu süre kural olarak yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Ancak kamu görevinden çıkarma işleminin dayandığı özel mevzuat, zorunlu başvuru yolları ve geçiş düzenlemeleri sürelerin belirlenmesinde etkili olabilir.

Bu nedenle Garson kodlaması nedeniyle tesis edilmiş her işlem hakkında aynı başvuru süresinin uygulanacağı varsayılamaz.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

Olağan başvuru yollarının tüketilmesinden sonra temel hak ihlali bulunduğu düşünülüyorsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânı değerlendirilebilir.

Bireysel başvuruda genel süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gündür. Nihai kararın ne zaman öğrenildiğine ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihadı ayrıca dikkate alınmalıdır.

Bireysel başvuru, olağan kanun yollarının yerine geçen ve delilleri baştan değerlendiren genel bir temyiz yöntemi değildir. Başvurunun konusu, anayasal hakların ihlal edilip edilmediğidir.

Garson SD Kart Dosyalarında Sık Karıştırılan Hukuki Hususlar

Fişleme kaydında adının bulunması ile örgüt üyeliği aynı değildir. Kayıt, kişinin nasıl sınıflandırıldığını gösterebilir. Ceza sorumluluğu ise kişinin fiilleri, kastı ve suçun unsurları üzerinden belirlenir.

Dijital verinin teknik açıdan gerçek olması, içeriğinin mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Bir kayıt üzerinde değişiklik yapılmamış olabilir; buna rağmen kaydı oluşturan kişinin değerlendirmesi hatalı olabilir.

Kodlamayı reddetmek, verinin dosyadan kendiliğinden çıkarılmasını sağlamaz. İtirazın delilin kaynağına, doğruluğuna, aidiyetine veya elde edilme yöntemine ilişkin somut gerekçelerle desteklenmesi önemlidir.

Gizli tanığın materyali teslim etmesi, bütün kayıtları bizzat oluşturduğu anlamına gelmez. Materyalin teslimi ile kayıtlardaki örgütsel faaliyet iddialarının doğruluğu ayrı meselelerdir.

Beraat kararı ile idari işlemin iptali aynı hukuki sonucu doğurmaz. Ceza yargılaması ve idari yargılama farklı hukuki koşullar altında yürütülmektedir.

Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı, her dosyada doğrudan beraat sonucunu doğurmaz. Hak ihlalinin niteliğine göre yeniden yargılama ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi gündeme gelebilir.

Garson SD Kart Kayıtlarına Karşı Savunma Hakkının Korunması

FETÖ/PDY Garson kodlamalarının hukuki değerlendirmesinde esas olan, dijital veri içerisinde bir kişiye ilişkin kayıt bulunmasından hareketle doğrudan suçluluk sonucuna ulaşılmamasıdır.

Her somut dosyada kodlamanın anlamı, kayıtların kaynağı, verilerin doğruluğu, kişinin örgütsel faaliyetlere katıldığı iddiasının dayanakları ve diğer delillerle kurulan bağlantı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ceza yargılamasında mahkûmiyet için hukuka uygun, güvenilir ve suçun unsurlarını ortaya koymaya yeterli deliller bulunmalıdır. Bu ispat düzeyine ulaşılamadığında şüpheden sanık yararlanır ilkesi dikkate alınır.

Özellikle veri inceleme raporlarının eksik değerlendirilmesi, tanık beyanlarındaki çelişkilerin araştırılmaması veya dijital delillere yönelik somut itirazların karşılanmaması, savunma hakkı bakımından önemli hukuki sorunlar doğurabilir.

Bu nedenle Garson SD kart kayıtlarına dayalı soruşturmalarda, ceza davalarında veya kamu görevinden çıkarma işlemlerinde hukuki değerlendirme yapılırken yalnızca kodlamaya değil, dosyanın bütününe ve uygulanabilir usul kurallarına odaklanılması gerekir.

Bu makaleyi paylaşın Doğru bilginin daha fazla kişiye ulaşmasına katkı sağlayın.
Paylaş
Avukatla iletişim

Hukuki yardıma mı ihtiyacınız var?

Av. Erdem VAROL ile görüşerek dosyanız hakkında bilgi alabilirsiniz. Her dosyanın kendine özgü olduğunu unutmayın.

Yasal Sorumluluk Bilgilendirmesi

Bu makale Av. Erdem VAROL tarafından hazırlanmıştır. Makalenin içeriği, doğruluğu ve güncelliği ile ilgili tüm hukuki sorumluluk yazara (avukata) aittir. AvukatBurada.com.tr platformu bu içerikten kaynaklanabilecek hiçbir hukuki sorumluluk kabul etmez. Yazar profilini görüntüle.