AvukatBurada.com.tr
Popüler Şehirler
Uzmanlık Alanları
Hesaplama Araçları
Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap

Avukat mısınız? Profilinizi oluşturun ve müvekkiller size ulaşsın.

Kira ve Gayrimenkul

Tutukluluk Süreleri: Azami Sınırlar, Uzatma Şartları ve Tahliye

Tutukluluk süreleri kaç aydır? CMK 102'ye göre azami süreler, soruşturma sınırları, Yargıtay kararları, tahliye ve itiraz yolları hakkında bilgi alın.

Güncellendi: 23 Ekim 2026 28 dk okuma 49 okunma
Makale

Tutukluluk süreleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 102. maddesinde düzenlenmiştir. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk en fazla 1 yıl 6 ay, ağır cezalık işlerde 5 yıl, kanunda belirtilen özel suçlarda ise 7 yıl sürebilir. Ancak soruşturma aşamasında daha kısa sınırlar uygulanır. Tutukluluğun devamı, kanuni üst sınıra ulaşılmasa bile hukuken gerekçelendirilmelidir.

Tutukluluk Süresi Nedir ve Hangi Kanuna Göre Belirlenir?

Tutukluluk süresi, hakkında suç isnadı bulunan kişinin tutuklama tedbiri kapsamında özgürlüğünden yoksun bırakıldığı dönemi ifade eder. Tutuklama, ceza yargılamasının güvenli şekilde yürütülmesini amaçlayan geçici bir koruma tedbiridir. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına dayanan hapis cezasından farklıdır.

Tutuklamanın hukuki dayanakları başta Anayasa'nın 19. maddesi olmak üzere CMK'nın 100, 101 ve 102. maddelerinde yer alır.

CMK 100 uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve kanunda belirtilen tutuklama nedenlerinden birinin bulunması gerekir. Bunun yanında tedbir, işin önemi ve beklenen yaptırımla ölçülü olmalıdır.

Tutuklama nedenleri arasında kişinin kaçması veya kaçacağına ilişkin somut olguların bulunması, delilleri değiştirme veya ortadan kaldırma ihtimali ve tanıklar üzerinde baskı oluşturma tehlikesi sayılabilir.

Kanunda belirli suçlar bakımından tutuklama nedeni varsayılabilmesine imkân tanınmış olması, tutuklamayı zorunlu hâle getirmez. Her durumda somut deliller, ölçülülük ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı değerlendirilmelidir.

Tutukluluk bakımından iki ayrı hukuki sınır söz konusudur: Kanunun izin verdiği azami süre ve somut olayda tutukluluğun makul kabul edilebileceği süre. Birincisinin henüz dolmamış olması, ikincisinin mutlaka karşılandığını göstermez.

CMK 102'ye Göre Azami Tutukluluk Süreleri

CMK 102, tutukluluk sürelerini suçun niteliğine ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına göre belirler.

Yetişkinler bakımından genel süreler şöyledir:

Suçun veya işin niteliğiTemel süreAzami uzatmaToplam üst sınır
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler1 yıl6 ay1 yıl 6 ay
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler2 yıl3 yıl5 yıl
CMK 102/2'de belirtilen özel suç grupları2 yıl5 yıl7 yıl
Tabloyu yatay kaydırabilirsiniz

Tablodaki süreler, soruşturma ve kovuşturmada suç isnadına bağlı olarak geçen tutukluluğun toplam sınırlarıdır. Soruşturma evresine özgü daha kısa sınırlar ayrıca uygulanır. İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki dönem ise içtihatlar çerçevesinde ayrı değerlendirilir.

Ağır Ceza Mahkemesinin Görevine Girmeyen İşlerde Tutukluluk

CMK 102/1 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en fazla bir yıldır.

Zorunlu hâllerin bulunması ve bunun gerekçelendirilmesi durumunda süre altı ay uzatılabilir. Böylece toplam üst sınır bir yıl altı aya ulaşır.

Ancak bu düzenleme, ağır cezalık olmayan her dosyada kişinin bir yıl tutuklu kalabileceği anlamına gelmez. Tutuklama nedenlerinin ortadan kalkması veya adli kontrolün yeterli görülmesi hâlinde daha önce tahliye kararı verilmesi gerekir.

Ağır Ceza Mahkemesinin Görevine Giren İşlerde Tutukluluk

CMK 102/2 kapsamında ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde temel tutukluluk süresi iki yıldır.

Zorunlu hâllerin bulunması durumunda gerekçeli kararla uzatma yapılabilir. Genel kural bakımından bu uzatmaların toplamı üç yılı geçemez. Böylece uzatmalar dâhil üst sınır beş yıldır.

Örneğin ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ancak özel yedi yıllık süre kapsamında bulunmayan bir suçtan yargılanan kişinin tutukluluğu değerlendirilirken beş yıllık üst sınır dikkate alınır.

Bununla birlikte iki yıllık temel sürenin aşılması için yalnızca suçun ağır nitelikte olması yeterli değildir. Tutukluluğun sürdürülmesini zorunlu kılan koşulların açıklanması gerekir.

Hangi Suçlarda Tutukluluk Süresi Yedi Yıla Çıkabilir?

CMK 102/2'de belirli suç grupları bakımından daha uzun uzatma imkânı öngörülmüştür.

Bu kapsamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerindeki suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar yer alır.

İlgili TCK bölümleri devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve devlet sırları ile casusluğa ilişkin suçları kapsamaktadır.

Bu suçlar bakımından iki yıllık temel süreye ek olarak toplam beş yıla kadar uzatma mümkün olduğundan azami tutukluluk süresi yedi yıla ulaşabilir.

Her ağır cezalık suçta yedi yıllık süre uygulanmaz. Örneğin bir suçun ağır ceza mahkemesinde görülmesi veya tutuklama bakımından katalog suçlar arasında bulunması, tek başına yedi yıllık üst sınırın uygulanmasını gerektirmez.

Bu ayrımın yapılabilmesi için suçun kanuni niteliğinin ve uygulanacak mevzuatın belirlenmesi gerekir.

Soruşturma Aşamasında Tutukluluk En Fazla Ne Kadar Sürebilir?

Soruşturma aşamasındaki tutukluluk bakımından CMK 102/4 özel süre sınırları getirmiştir.

Soruşturma, suç şüphesinin yetkili makamlarca öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar devam eden evredir. İddianamenin yalnızca düzenlenmiş veya mahkemeye gönderilmiş olması kovuşturmanın başladığı anlamına gelmez.

Soruşturma evresinde yetişkinler için uygulanacak süreler şöyledir:

Soruşturmanın niteliğiAzami süre
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler6 ay
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren genel işler1 yıl
Kanunda sayılan özel suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar1 yıl 6 ay
Özel suçlar ve toplu suçlarda gerekçeli uzatma dâhil2 yıl
Tabloyu yatay kaydırabilirsiniz

Buradaki iki yıllık özel soruşturma sınırı, CMK 102'nin diğer fıkralarındaki daha kısa toplam süreleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ayrıca CMK'da toplu suç, aralarında iştirak iradesi bulunmasa bile üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder. Dosyada birden çok şüphelinin bulunmasıyla fiilin toplu olarak işlenmesi her durumda aynı şey değildir.

İddianamenin Kabulü Tutukluluk Süresini Yeniden Başlatır mı?

Soruşturmanın sona ermesi ve davanın açılması, önceki tutukluluk süresini sıfırlamaz.

Örneğin, genel beş yıllık sınırın geçerli olduğu varsayımsal bir ağır ceza dosyasında kişi soruşturma aşamasında on ay tutuklu kalmış olsun. İddianamenin kabul edilmesiyle yeni ve bağımsız bir beş yıllık tutukluluk süresi başlamaz.

Soruşturmada geçen on aylık dönem, suç isnadına bağlı toplam tutukluluk hesabının içinde değerlendirilir.

Bu nedenle tutukluluk süresinin hesaplanmasında soruşturma ve kovuşturma birbirinden tamamen bağımsız iki zaman dilimi olarak kabul edilmemelidir.

Çocuklarda Tutukluluk Süreleri Nasıl Hesaplanır?

Çocuklar hakkında uygulanan tutuklama tedbirlerinde yaş küçüklüğü, azami sürelerin hesabını doğrudan etkiler.

CMK 102/5 uyarınca tutukluluk süreleri, fiilin işlendiği tarihteki yaş esas alınarak şu şekilde uygulanır:

Fiilin işlendiği tarihteki yaşUygulanacak oran
15 yaşını doldurmamış çocuklarYetişkin süresinin yarısı
15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış çocuklarYetişkin süresinin dörtte üçü
Tabloyu yatay kaydırabilirsiniz

Örneğin, ağır ceza mahkemesinin görevine giren ve genel beş yıllık üst sınıra tabi bir dosyada, fiili işlediği sırada 16 yaşında olan çocuk bakımından azami tutukluluk süresi üç yıl dokuz ay olarak hesaplanır.

Ancak yaşa bağlı süre indirimi tek başına tutuklama kararı verilebileceği anlamına gelmez.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez.

Çocuklar bakımından özgürlüğü daha az sınırlayan tedbirlerin yeterli olup olmayacağı, eğitim hayatı, gelişim özellikleri ve çocuğun üstün yararı dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Tutukluluk Süresinin Başlangıcı ve Hesaplanması

Tutukluluk süresi hesaplanırken ceza infaz kurumuna giriş tarihine bakılması tek başına yeterli değildir.

Hesaplamanın doğru yapılabilmesi için yakalama ve gözaltı işlemleri, tutuklama kararları, tahliye tarihleri, önceki tutukluluk dönemleri ve yargılamanın geçirdiği aşamalar birlikte incelenmelidir.

Aynı suç isnadı nedeniyle kesintisiz olarak özgürlükten yoksun bırakılma söz konusuysa yakalama ve gözaltı başlangıcı da tutma süresinin değerlendirilmesinde dikkate alınır.

Bunun yanında farklı dosyalardan kaynaklanan tutma işlemleriyle kesinleşmiş başka bir cezanın infazı birbirinden ayrılmalıdır.

Tahliye Edildikten Sonra Yeniden Tutuklanma

Kişinin bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesi ve aynı dosyada yeniden tutuklanması mümkündür. Ancak tahliye edilmesi, önceki tutukluluk döneminin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Varsayımsal olarak, bir kişinin aynı suç isnadıyla sekiz ay tutuklu kaldığını, ardından tahliye edildiğini ve beş ay sonra yeniden tutuklandığını düşünelim.

Bu durumda beş aylık serbestlik dönemi tutukluluk süresine eklenmez. Buna karşılık önceki sekiz aylık tutukluluk da yok sayılmaz. Aynı isnada bağlı olarak hesaba giren tutulma dönemleri birlikte değerlendirilir.

Birden Fazla Suç Bulunması Süreyi Değiştirir mi?

Aynı dosyada birden fazla suç isnadının bulunması, her suç için birbirinden bağımsız yeni bir tutukluluk süresi başlatılmasını haklı kılmaz.

Örneğin kişinin aynı yargılamada üç farklı suçtan yargılanması, her suç için ayrı ayrı beş yıllık tutukluluk uygulanabileceği anlamına gelmez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bu konudaki yaklaşımı, tutuklama tedbirinin aynı dosyadaki tüm suç isnatları bakımından bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.

Ancak birbirinden bağımsız soruşturma ve kovuşturmalarda verilen farklı tutuklama kararları varsa, her dosyanın hukuki dayanağı ve tutma dönemleri ayrıca incelenmelidir.

Mahkûmiyet Kararından Sonra Geçen Süre Tutukluluğa Dâhil Edilir mi?

Tutukluluk sürelerinin hesaplanmasında en önemli ayrımlardan biri, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden önceki ve sonraki dönemlerdir.

Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre, ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü verildikten sonra kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasının dayanağı değişmektedir.

Bu aşamada kişi artık yalnızca suç isnadına bağlı olarak değil, ilk derece mahkemesinin verdiği mahkûmiyet hükmüne bağlı olarak tutulmaktadır.

Bu nedenle mahkûmiyet hükmü sonrasında istinaf veya temyiz incelemesinde geçen süreler, kural olarak CMK 102'deki azami tutukluluk süresine dâhil edilmez.

Bununla birlikte mahkûmiyet kararının kesinleşmemiş olması, kişinin kanun yolu ve salıverilme isteme hakkının bulunmadığı anlamına gelmez.

Mahkûmiyet hükmünün bozulması ve yeniden yargılamaya dönülmesi hâlinde ise tutmanın hukuki niteliği yeniden değerlendirilir. Bozma sonrası suç isnadına bağlı tutulma dönemleri, önceki ilgili dönemler dikkate alınarak hesaplanır.

Bu yaklaşımın dayanaklarından biri Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.04.2011 tarihli kararıdır.

Tutukluluk Süresinin Uzatılması Hangi Şartlarda Mümkündür?

CMK 102'deki temel sürenin sona ermesi, her olayda doğrudan toplam azami süreye kadar uzatma yapılabileceği anlamına gelmez.

Uzatma için kanunun öngördüğü zorunlu hâllerin bulunması ve bunların somut biçimde gerekçelendirilmesi gerekir.

CMK 102/3 uyarınca uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanığın ve müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

Tutukluluğun devamının hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilirken özellikle şu hususlar önem taşır:

  • Kuvvetli suç şüphesini destekleyen somut delillerin bulunup bulunmadığı.
  • Kaçma veya delillere müdahale tehlikesinin güncelliğini koruyup korumadığı.
  • Daha önce ileri sürülen tutuklama nedenlerinde değişiklik meydana gelip gelmediği.
  • Adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağı.
  • Yargılamanın makul özenle yürütülüp yürütülmediği.
  • Tutukluluğun kişi üzerindeki etkileri ve tedbirin ölçülülüğü.

Özellikle tutukluluk süresi uzadıkça ilk karardaki gerekçelerin değişen dosya koşulları karşısında yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin başlangıçta delillerin karartılması tehlikesine dayanılarak tutuklanan bir sanık yönünden önemli delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi sonrasında aynı tehlikenin devam edip etmediği yeniden incelenmelidir.

Bu gelişmeler mutlaka tahliye kararı verileceği anlamına gelmez. Ancak tutukluluğun devamına ilişkin değerlendirmede dikkate alınmaları gerekir.

Tutukluluk Kaç Günde Bir İncelenir?

CMK 108, tutukluluğun düzenli aralıklarla incelenmesini öngörmektedir.

Soruşturma aşamasında tutukluluğun devamının gerekli olup olmadığı en geç otuzar günlük sürelerle değerlendirilir. Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, şüpheli veya müdafiini dinleyerek karar verir.

Kovuşturma aşamasında ise mahkeme, tutukluluk durumunu her duruşmada değerlendirir. Gerekli hâllerde duruşmalar arasında da inceleme yapılır; kanundaki otuz günlük inceleme süresi gözetilir.

Otuz günlük inceleme, tutukluluk süresinin yeniden başlaması anlamına gelmez.

Ayrıca tutukluluğun her incelemede devam ettirilmesi zorunlu değildir. Koşullar ortadan kalkmışsa tahliye veya adli kontrol uygulanması gündeme gelebilir.

Tutukluluk Süresi Dolmadan Tahliye Talep Edilebilir mi?

Şüpheli veya sanığın tahliye talebinde bulunabilmesi için kanundaki azami sürenin dolmasını beklemesi gerekmez.

CMK 104 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme istenebilir.

Başvuru, dosyanın bulunduğu aşamaya göre yetkili yargı merciine yöneltilir.

Yargılamanın aşamasıTahliye talebini değerlendiren merci
SoruşturmaKural olarak sulh ceza hâkimliği
İlk derece yargılamasıDavaya bakan ceza mahkemesi
İstinafİlgili bölge adliye mahkemesi
Temyizİlgili Yargıtay ceza dairesi veya Ceza Genel Kurulu
Tabloyu yatay kaydırabilirsiniz

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı da tutuklamanın gereksiz hâle geldiği kanaatine ulaşırsa CMK 103/2 kapsamında şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakabilir.

Tahliye Talebi Kaç Günde Karara Bağlanır?

CMK 105 kapsamında yapılan salıverilme istemleri hakkında kural olarak üç gün içerisinde karar verilir.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından ise kanunda belirtilen istisna gereği bu süre yedi gün olarak uygulanır. Cumhuriyet savcısının CMK 103/1'in ilk cümlesine dayanan adli kontrolle serbest bırakma istemi bu istisnanın dışındadır.

Talep üzerine tutukluluğun devamına, tahliyeye veya adli kontrol uygulanmasına karar verilebilir.

Tahliye Talebini Destekleyen Deliller

Tahliye başvurusunda yalnızca tutuklu kalınan sürenin belirtilmesi yerine dosyadaki gelişmelerin hukuki gerekçelerle açıklanması önemlidir.

Somut olaya göre tutuklama ve devam kararları, gözaltı tutanakları, tanık dinleme tutanakları, bilirkişi raporları, ceza infaz kurumu kayıtları, sağlık raporları ve yerleşim yeri belgeleri başvuruyu destekleyebilir.

Özellikle daha önce mevcut olan tutuklama nedenlerinin neden ortadan kalktığı veya daha hafif bir koruma tedbirinin neden yeterli olabileceği ortaya konulmalıdır.

Tutukluluk Kararına İtiraz Süresi

Tutuklama kararına, tutukluluğun devamına veya tahliye talebinin reddine karşı kanunda öngörülen itiraz yoluna başvurulabilir.

CMK 268/1 uyarınca, özel bir hüküm bulunmadıkça itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Bu süre, 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında uygulanmaktadır.

İtiraz, kararı veren hâkimlik veya mahkemeye dilekçe sunularak yapılır. Kararı veren merci itirazı yerinde görmezse dosyayı yetkili itiraz merciine gönderir.

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararlarına karşı yapılan itirazları kural olarak ilgili asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Diğer mahkeme kararlarında CMK 268'deki görev kuralları esas alınır.

Belirli bir tutuklama kararına karşı itiraz süresinin kaçırılmasıyla, devam eden tutukluluk nedeniyle yeniden tahliye talep edilmesi farklı hukuki yollardır.

İtiraz süresinin geçirilmesi, CMK 104 kapsamında sonradan salıverilme talebinde bulunulmasını bütünüyle engellemez. Ancak kaçırılan itiraz süresinin kendiliğinden yeniden başladığı anlamına da gelmez.

Yargıtay Kararlarında Tutukluluk Sürelerinin Değerlendirilmesi

Tutukluluk süresine ilişkin uyuşmazlıklarda Yargıtay kararları özellikle mahkûmiyet sonrası tutma, aynı dosyadaki suç sayısı ve azami sürenin aşılmasının hukuki sonuçları bakımından önem taşır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.04.2011, E. 2011/1-51, K. 2011/42

Hukuki uyuşmazlık: İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonra temyiz aşamasında geçen süre, CMK 102'deki azami tutukluluk hesabına dâhil edilecek midir?

Ceza Genel Kurulu, mahkûmiyet hükmünün verilmesiyle birlikte tutmanın dayanağının değiştiğini kabul etmiştir.

Kurulun çoğunluk görüşüne göre, ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulmasının ardından temyiz aşamasında geçen süre, suç isnadına bağlı tutukluluk süresinden farklı değerlendirilmelidir.

Bu nedenle temyiz süresi CMK 102 kapsamındaki azami tutukluluk hesabına eklenmemiştir.

Kararda karşı oyların bulunması, konunun hukuki yorum bakımından tartışmalı yönleri olduğunu da göstermektedir.

Kararın uygulamadaki önemi: Ceza infaz kurumunda geçirilen toplam süre ile CMK 102 bakımından hesaba katılacak tutukluluk süresi aynı olmayabilir.

Bu nedenle tutukluluk hesabında ilk derece mahkemesinin hüküm tarihi, varsa bozma kararı ve yeniden yargılama dönemleri ayrı ayrı incelenmelidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.12.2022, E. 2017/862, K. 2022/829

Hukuki uyuşmazlık: Birden fazla suçtan yargılanan kişinin tutukluluk süresinin her suç bakımından ayrı ayrı hesaplanıp hesaplanamayacağı ve kanuni sürenin aşılması hâlinde tazminat hakkının doğup doğmayacağı.

İncelenen olayda kişi, farklı suç isnatlarıyla yürütülen yargılamada uzun süre özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır.

Ceza Genel Kurulu, bir dosyada birden fazla suç bulunmasının tutukluluk süresini her suç için ayrı ayrı başlatmayı haklı kılmadığını değerlendirmiştir.

Kararda suç sayısının, sanık sayısının ve dosyanın karmaşıklığının kanuni azami süreyi genişletmek amacıyla kullanılamayacağı vurgulanmıştır.

Yapılan süre hesabında, başka bir cezanın infaz edildiği dönemle mahkûmiyet sonrası temyiz süresi ayrıştırılmış; davacının ilgili dosyada suç isnadına bağlı olarak altı yıl on yedi gün tutulduğu belirlenmiştir.

Ceza Genel Kurulu, olayda geçerli olan beş yıllık azami sürenin aşılmasının ardından tutmanın hukuki dayanağının bulunmadığını ve koruma tedbiri nedeniyle tazminat hakkının doğduğunu kabul etmiştir.

Kurul, yerel mahkemenin direnme gerekçesini isabetli bularak hükmün esasının incelenmesi için dosyayı ilgili ceza dairesine göndermiştir.

Kararın uygulamadaki önemi: Aynı dosyada suçların birden fazla olması, kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin belirsiz biçimde uzatılmasına neden olamaz.

Ayrıca süre aşımına dayalı hukuka aykırı tutma ile henüz kanuni üst sınıra ulaşılmamış olsa bile makul olmayan tutukluluğun değerlendirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Bu kararların verildiği tarihlerdeki mevzuat ve somut olay koşulları dikkate alınmalıdır. Güncel bir dosyada hangi üst sınırın geçerli olduğu, yalnızca önceki kararın sonucuna bakılarak belirlenemez.

Azami Tutukluluk Süresi Dolduğunda Ne Olur?

Uygulanabilir azami tutukluluk süresi dolduğunda, aynı hukuki dayanakla tutukluluğun sürdürülmesi mümkün değildir.

Yargılamanın henüz tamamlanmamış olması veya dosyada başka işlemlerin yapılacak bulunması, kanuni sınırın aşılmasını tek başına haklı kılmaz.

Bununla birlikte tutukluluk süresinin dolması, kişinin suçsuzluğuna karar verildiği veya ceza davasının sona erdiği anlamına gelmez. Yargılama tutuksuz şekilde devam edebilir.

Tutukluluk Süresi Dolunca Adli Kontrol Uygulanabilir mi?

CMK 109/7 uyarınca tutukluluk süresinin dolması nedeniyle salıverilen kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanabilir.

Adli kontrol kapsamında yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere düzenli başvurma veya konutu terk etmeme gibi yükümlülükler gündeme gelebilir.

Ancak bu tedbirler de sınırsız değildir. Kararın kanuni dayanağı, gerekliliği, ölçülülüğü ve süresi ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için adli kontrol kararına itiraz hakkındaki açıklamalar incelenebilir.

Azami Süre Dolduktan Sonra Yeniden Tutuklama Mümkün mü?

CMK 112/2, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle uygulanan adli kontrol yükümlülüklerine isteyerek uyulmaması hâlinde özel bir düzenleme getirmektedir.

Şartların oluşması durumunda yeniden tutuklama kararı verilebilir. Ancak bu özel durumda tutuklama süresi:

  • Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz ayı,
  • Diğer işlerde iki ayı

geçemez.

Bu istisna, bütün dosyalarda azami tutukluluk süresinin kendiliğinden uzatılabileceği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Hukuka Aykırı veya Uzun Tutukluluk Nedeniyle Tazminat

Tutukluluk süresinin kanuni sınırları aşması veya tutuklamaya ilişkin diğer hukuki güvencelerin ihlal edilmesi, şartlarına göre tazminat talebine konu olabilir.

CMK 141, hukuka aykırı koruma tedbirleri nedeniyle Devletten maddi ve manevi tazminat istenebilecek durumları düzenlemektedir.

Özellikle kanuni şartlar dışında tutuklanma, tutukluluğun hukuka aykırı şekilde devam ettirilmesi ve kanuna uygun tutuklama yapılmasına rağmen makul süre güvencelerinin ihlal edilmesi farklı tazminat nedenleri oluşturabilir.

Ancak yalnızca kişinin uzun süre tutuklu kalmış olması, her somut olayda kendiliğinden tazminata hükmedilmesini gerektirmez. Uygulanacak hukuki nedenin ve tutma dönemlerinin belirlenmesi gerekir.

Tazminat İçin Hangi Mercie Başvurulur?

CMK 141/1-a ve 141/1-d kapsamında hukuka aykırı veya makul süreyi aşan tutukluluğa dayalı tazminat taleplerinde kural olarak ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Buna karşılık CMK 141/1-e, 141/1-f ve 141/1-l kapsamındaki bazı taleplerde 6384 sayılı Kanun çerçevesinde Tazminat Komisyonu görev yapmaktadır.

CMK 142/1'de, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıllık başvuru süresi düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, kesinleşme beklenmeden ileri sürülebilen hukuka aykırı tutulma iddialarında başvuru zamanı ve usulü, talebin hukuki niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.

Bu nedenle tüm tutukluluk kaynaklı tazminat taleplerinin aynı süreye ve aynı başvuru merciine tabi olduğu düşünülmemelidir.

Tazminatın şartları ve başvuru yollarına ilişkin ayrıntılar haksız tutuklama, gözaltı ve el koyma nedeniyle tazminat davası kapsamında ayrıca değerlendirilmiştir.

Tutukluluk Sürelerinin Takibinde Hak Kaybının Önlenmesi

Tutukluluk süresine ilişkin hukuki değerlendirme, yalnızca kişinin kaç aydır ceza infaz kurumunda bulunduğunun hesaplanmasından ibaret değildir.

Her dosyada tutuklama kararının kapsamı, isnat edilen suçun niteliği, yargılamanın hangi aşamada bulunduğu, tutukluluk devam kararlarının gerekçeleri ve varsa önceki tutulma dönemleri birlikte incelenmelidir.

Özellikle mahkûmiyet kararının verildiği tarih, bozma üzerine yeniden yargılamaya başlanması, farklı dosyalardan kaynaklanan tutma işlemleri ve çocuğun suç tarihindeki yaşı, azami sürenin hesabını değiştirebilir.

Kanuni üst sınırın henüz dolmamış olması da tahliye talebinin reddedilmesi için tek başına yeterli değildir. Kişi özgürlüğünü sınırlayan tedbirin sürdürülmesi, somut koşullara dayalı ve denetlenebilir gerekçelerle açıklanmalıdır.

Tutuklulukta esas olan, tedbirin yalnızca kanuni süre sınırları içinde kalması değil, uygulandığı her aşamada gerekli ve ölçülü olmayı sürdürmesidir. Bu nedenle tutuklama ve devam kararlarının zamanında incelenmesi, kanun yolu sürelerinin takip edilmesi ve değişen delil durumunun ilgili yargı merciine sunulması, kişi özgürlüğünün korunması bakımından önem taşır.

Bu makaleyi paylaşın Doğru bilginin daha fazla kişiye ulaşmasına katkı sağlayın.
Paylaş
Avukatla iletişim

Hukuki yardıma mı ihtiyacınız var?

Av. Erdem VAROL ile görüşerek dosyanız hakkında bilgi alabilirsiniz. Her dosyanın kendine özgü olduğunu unutmayın.

Yasal Sorumluluk Bilgilendirmesi

Bu makale Av. Erdem VAROL tarafından hazırlanmıştır. Makalenin içeriği, doğruluğu ve güncelliği ile ilgili tüm hukuki sorumluluk yazara (avukata) aittir. AvukatBurada.com.tr platformu bu içerikten kaynaklanabilecek hiçbir hukuki sorumluluk kabul etmez. Yazar profilini görüntüle.