Giriş
Trafik kazalarından kaynaklanan araç değer kaybı talepleri, özellikle Sigorta Tahkim Komisyonu (SUTK) nezdinde yürütülen uyuşmazlıklarda, bazen sigorta şirketlerinin öne sürdüğü "araca ilişkin bir hasar dosyası açılmamış olması", "onarım faturası veya ekspertiz raporunun bulunmaması" gibi gerekçelerle reddedilmektedir. Bu durum, aracın onarılmadığı veya hasarlı hâlde satıldığı durumlarda zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin göz ardı edilmesine yol açabilmektedir. Ancak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2026 tarihli emsal kararı, bu konuya ışık tutarak sigorta şirketlerinin gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu ve aracın onarılıp yapılmadığına bakılmaksızın değer kaybı zararının talep edilebileceğini vurgulamıştır. Bu yazımızda, bu ilkenin içtihattaki kökenini, normatif zeminini ve uygulamadaki yansımalarını detaylı bir şekilde ele alacağız.
I. Değer Kaybı Ne Zaman Doğar? Zararın Varlığı ile Ölçümü Arasındaki Fark
Araç değer kaybı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) uyarınca haksız fiilden kaynaklanan bir malvarlığı zararıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarıldıktan sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış hâldeki değeri arasındaki farktır. Bu belirlemede aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gören kısımları dikkate alınarak kaza tarihindeki ikinci el satış değeri ile onarım sonrası ikinci el satış değeri karşılaştırılır.
Ancak, bu tanımda yer alan "onarılmasından sonraki değer" ifadesi, değer kaybının doğumunu onarım şartına bağlayan bir unsur olarak yorumlanmamalıdır. Tanım, zararın nasıl ölçüleceğini göstermekte, zararın ne zaman doğduğunu değil. Malvarlığındaki eksilme, kaza anında gerçekleşir. Araç o andan itibaren ikinci el piyasasında "hasar görmüş araç" niteliğini kazanır. Onarım, bu niteliği ortadan kaldırmaz, sadece hasarın fiziksel sonuçlarını giderir. Onarım bedeli, fiziksel hasarın giderilmesinin maliyetidir; değer kaybı ise en iyi onarımdan sonra dahi geriye kalan ticari değer düşüklüğüdür. Bu ikisinin birbirine bağlı olmadığı, tanımın kendisinden anlaşılmaktadır. Ölçümde esas alınan, aracın "onarılmış hâldeki" değeridir ve bu değer, onarım fiilen yapılmamış olsa da bilirkişi tarafından varsayımsal olarak belirlenebilir.
Normatif zemin de bu sonucu desteklemektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları (17.07.2020 tarihli ve 2918 sayılı KTK m. 90'daki genel şartlara atıf yapan ibarelerin iptali; 29.12.2022 tarihli ve 7327 sayılı Kanun'la aynı maddeye eklenen değer kaybı hesaplama ölçütlerinin iptali) sonrasında, zararın ve kapsamının Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ile TBK'nın haksız fiil hükümlerine ve Yargıtay uygulamasına göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Değer kaybı bakımından geçerli rejim, gerçek zararın tazmini ilkesidir.
II. İçtihadın Seyri: "Onarım Yapılsın Ya da Yapılmasın" Formülünün Kökeni ve Değer Kaybına Taşınması
1. Formülün Kökeni: Katma Değer Vergisi İçtihadı
İncelenen formül ilk olarak Yargıtay'ın (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin hasar bedeline ilişkin kararlarında ortaya çıkmıştır. Bu dairenin bir kararında, sigortacının üçüncü kişinin uğradığı gerçek zarardan sorumlu olduğu ve tazmin borcunu yerine getirirken, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın, hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu kararın önemi, katma değer vergisine ilişkin sonucundan çok dayandığı düşüncededir: Tazminat alacağı, zarar görenin zararı fiilen nasıl giderdiğine, hatta giderip gidermediğine bağlı değildir.
2. Formülün Değer Kaybına Taşınması: İzmir ve Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları
Bu formülü değer kaybı bakımından açıkça uygulayan kararların başında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2024 tarihli kararı gelmektedir. Bu kararda, aracın onarılmadan hasarlı hâliyle satılmış olmasının değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmayacağı belirtilmiştir. Sigorta şirketi, poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür.
Bu ilkeyi pekiştiren en önemli kararlardan biri de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2026 tarihli ve 2025/980 E., 2026/772 K. sayılı kararıdır. Bu karara konu olayda, aracın hasarı kasko sigortası tarafından karşılanmış olup, trafik sigortacısı nezdinde bir onarım dosyası açılmamıştır. Sigortacı, "objektif belge sunulmadığı" ve "formüle göre hesap yapılmadığı" gibi savunmalarla davaya itiraz etmiştir. Ancak Daire, şu gerekçeyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir:
"Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağından kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Aracın onarılmadan hasarlı olarak satılması değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmaz. Zira, sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür."
Bu karar, değer kaybının onarımdan bağımsız bir gerçek zarar kalemi olduğunu, aracın onarılmamış veya hasarlı hâliyle satılmış olmasının talep hakkını ortadan kaldırmadığını ve en önemlisi, talebin dinlenebilmesinin onarımın yapılmış olmasına veya fatura ile belgelenmiş olmasına bağlı olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Sigortacı nezdinde bir onarım dosyasının bulunmaması, bu sonuca engel teşkil etmez.
III. "Hasar Dosyası Yok" Gerekçesinin Eleştirisi
1. Gerekçe, Zararın Varlığı ile İspat Aracını Karıştırmaktadır
Hasar dosyası, sigortacının kendi iç işleyişine ait bir kayıttır; bir zarar kalemi olmadığı gibi kanunun aradığı bir dava ya da başvuru şartı da değildir. KTK m. 97, zarar görenden yalnızca sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasını ve on beş gün beklemesini ister. Kanunda, değer kaybı talebinin ileri sürülebilmesi için aynı sigortacı nezdinde bir onarım dosyasının açılmış ve sonuçlandırılmış olması gerektiğine ilişkin bir hüküm yoktur. Hasar dosyasının yokluğunu zarar görenin aleyhine yorumlamak, onu hukuken zorunlu olmadığı bir yolu izlemediği için cezalandırmak anlamına gelir.
2. İspat Bakımından Delil Serbestisi Geçerlidir
TBK m. 50/1 uyarınca zararı ispat yükü zarar görendedir; ancak kanun bu ispatı belirli bir belgeye bağlamamıştır. Hasarın varlığı ve kapsamı kaza tespit tutanağı, kaza yeri fotoğrafları, servis kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) kayıtları, kasko sigortacısı nezdindeki dosya, tanıklar ve en nihayet araç üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle ortaya konabilir. Değer kaybının miktarı zaten her durumda özel ve teknik bilgi gerektirir ve HMK m. 266 uyarınca bilirkişi eliyle belirlenir; onarım faturası bu belirlemenin ne zorunlu ne de yeterli unsurudur.
3. Sigorta Tahkim Uygulaması ve Genel Şartlar
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/15'te yer alan "Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir" hükmü, tahkim yargılamasının dosya üzerinden yürütüleceğini ifade eder, ancak ispat araçlarını daraltan veya belirli bir belgeyi ispat şartı haline getiren bir kural değildir. Değer kaybı uyuşmazlıklarında hakemlerin bilirkişi incelemesine başvurması yerleşik uygulamadır. Ayrıca, tahkim uygulamasının, onarılmamış araçta dahi katma değer vergisinin gerçek zarara dâhil olduğunu Yargıtay'ın formülüne dayanarak ifade ederken, aynı formülün doğal sonucu olan değer kaybı talebini onarım ya da hasar dosyası yokluğu gerekçesiyle reddetmesi tutarlı değildir. Genel Şartlar'ın A.5/a bendi de, talep üzerine eksper görevlendirme yükümlülüğünü sigortacı tarafına yükleyen bir usul kuralıdır; eksper atanmamış ya da rapor düzenlenmemiş olması, yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın lehine sonuç doğuramaz.
4. Zarar Görenin Aracını Onarma Yükümlülüğü Yoktur
Tazminat alacaklısı, elde ettiği tazminatı dilediği gibi kullanmakta serbesttir; aracını onarmadan kullanmayı, daha ucuza onartmayı ya da hasarlı hâliyle satmayı tercih edebilir. Bu tercihler zarar verenin sorumluluğunu daraltmaz. Aksinin kabulü, zarar verenin borcunun kapsamını, zarar görenin ekonomik gücüne ve onarım için kaynak bulup bulamamasına bağlı kılar ki bu sonuç gerçek zararın tazmini ilkesiyle bağdaşmaz.
IV. İlkenin Sınırları ve Hesap Yöntemi
Bu ilkenin doğru anlaşılması, sınırlarının da gösterilmesini gerektirir. Hasarsız değer ile aracın hasarlı hâliyle satıldığı bedel arasındaki fark, doğrudan değer kaybını değil, onarım maliyeti ile değer kaybının toplamını yansıtabilir. Bu nedenle, onarılmamış araçta bilirkişinin yapacağı iş, hasarın gerektirdiği onarımı varsayımsal olarak belirlemek ve aracın bu onarım yapılmış olsaydı ulaşacağı piyasa değerini tespit etmektir.
İkinci sınır, aracın onarımının ekonomik olmadığı hâllerdir. Araç pert total işlemine tabi tutulduğunda veya trafikten çekme/hurdaya ayırma işlemi gördüğünde, değer kaybı talep edilemez.
Üçüncü sınır ispat riskine ilişkindir. İlke, zarar göreni ispat yükünden kurtarmaz; yalnızca ispatın belirli bir belgeyle yapılması zorunluluğunu reddeder. Hasarın kapsamı hiçbir delille ortaya konamıyorsa, bunun sonucuna zarar gören katlanır. Bu nedenle, aracını onarmadan satmayı ya da faturasız onartmayı düşünen zarar gören bakımından en sağlıklı yol, delil tespiti yaptırmak veya en azından hasarın onarım öncesi hâlini ayrıntılı fotoğraflarla ve bağımsız bir ekspertiz incelemesiyle belgelemektir.
V. Uygulamaya Dönük Sonuçlar
- Sigortacıya yapılacak başvuruda ve tahkim ya da dava dilekçesinde, hasarın kaynağı ve varsa onarım bilgileri açıkça belirtilmeli, hasar dosyasının bulunmama nedenleri açıklanmalıdır.
- Bilirkişi incelemesi talebi açık ve kapsamlı olmalı; hasarın kaza ile uyumu, gerektirdiği onarımın kapsamı, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el değeri ve onarılmış hâldeki ikinci el değerinin ayrı ayrı belirlenmesi istenmelidir.
- "Hasar dosyası bulunmadığı" ya da "onarımın ispatlanamadığı" gerekçesiyle verilen ret kararlarına karşı itiraz ve kanun yolu başvurularında, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, İzmir ve Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri kararları birlikte kullanılmalıdır.
- Sigortacının temerrüdü bakımından, değer kaybına ilişkin yazılı başvurunun sigortacıya ulaştığı tarih esas alınmalı ve faiz bu tarihten itibaren talep edilmelidir.
Sonuç
Değer kaybı, kaza anında doğan ve onarımdan bağımsız olarak varlığını sürdüren bir malvarlığı zararıdır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2026 tarihli kararıyla teyit edildiği üzere, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür. Sigorta tahkim uygulamasında rastlanan "hasar dosyası yok, onarım belgesi yok, o hâlde zarar ispatlanamamıştır" biçimindeki akıl yürütme, hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu sınırlar içinde kalındıkça, hasar dosyasının ya da onarımın yokluğu değer kaybı talebinin reddi için bir gerekçe değil, yalnızca bilirkişi incelemesinin kapsamını belirleyen bir olgudur.