Menü

FETÖ ve ByLock Davalarında Savunma Dilekçesi Örnekleri ve Hukuki Savunma Stratejileri

Güncellendi: 19.10.2026 37 dk okuma 21 okunma

FETÖ/PDY ve ByLock davalarında etkili savunma, isnat edilen suçun unsurlarının somut delillerle ortaya konulup konulmadığının incelenmesine dayanır. ByLock kayıtlarının kişiye aidiyeti, dijital delillerin güvenilirliği, örgüt üyeliğinin maddi ve manevi şartları ile savunma hakkına ilişkin usul güvenceleri birlikte değerlendirilmelidir. Savunma dilekçesi, genel itirazlar yerine dosyadaki belirli delillere ve hukuki eksikliklere dayanmalıdır.

FETÖ ve ByLock Davalarında Savunmanın Hukuki Temeli

FETÖ/PDY soruşturmaları ve davaları, ağırlıklı olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüte üyelik suçu kapsamında yürütülmektedir. Suçlamanın niteliğine göre 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nun örgütlü suçlara ilişkin diğer hükümleri de uygulanabilir.

Bu davalarda yalnızca sanığın belirli kişi veya kuruluşlarla geçmişte ilişkisinin bulunması değil, yüklenen suçun kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.

Ceza sorumluluğu şahsidir. Bir kişinin örgütle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir kurumda çalışması, bir bankada hesap bulundurması, bir derneğe üye olması veya belirli kişilerle iletişim kurması, tek başına silahlı terör örgütü üyeliğinin bütün unsurlarının oluştuğu anlamına gelmez.

Bununla birlikte bu davranışların hiçbir durumda delil değeri taşımayacağı da söylenemez. Davranışın gerçekleştiği tarih, amacı, örgütsel faaliyetlerle bağlantısı, kişinin bilgisi ve diğer delillerle ilişkisi değerlendirilmelidir.

Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesi kapsamında örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olması gerekir. Yargısal değerlendirmelerde örgütle organik bağ, faaliyetlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu ile kişinin örgüt içindeki konumu önem taşımaktadır. Ancak her dosyada aynı türden ve sayıda eylemin bulunması zorunlu değildir.

Bu nedenle savunmanın esas amacı yalnızca suçlamayı reddetmek değil, iddia makamının ileri sürdüğü olgularla suçun maddi ve manevi unsurları arasındaki ilişkinin hukuken yeterli biçimde kurulup kurulmadığını ortaya koymaktır.

ByLock Kullanımı Tek Başına Örgüt Üyeliği İçin Yeterli midir?

ByLock, FETÖ/PDY yargılamalarında delil olarak kullanılan şifreli mesajlaşma uygulamasıdır. Ancak uygulamanın niteliği ile belirli bir sanığın bu uygulamayı kullandığının ispatlanması ve sanığın örgüt üyeliği suçundan sorumlu tutulması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

Bir ByLock kaydının ceza yargılamasında değerlendirilmesinde üç temel husus bulunmaktadır: Kaydın gerçekliği ve güvenilirliği, ilgili kişiye aidiyeti ve ispatlandığı ileri sürülen kullanımın suçun unsurları bakımından taşıdığı anlam.

Bu ayrım, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 26 Eylül 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı ile özellikle önem kazanmıştır.

AİHM, bu kararda ByLock kullanımına dayanılarak örgüt üyeliği suçunun bütün unsurlarının otomatik biçimde gerçekleşmiş sayılmasını eleştirmiştir. Mahkeme, somut olayda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde düzenlenen kanunsuz ceza olmaz ilkesinin, 6. maddesindeki adil yargılanma hakkının ve 11. maddesindeki örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar, ByLock verilerinin hiçbir şekilde delil olarak kullanılamayacağı veya bütün ByLock davalarında beraat kararı verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Vurgulanan temel husus, mahkûmiyet için gerekli suç unsurlarının her sanık bakımından bireyselleştirilerek değerlendirilmesidir.

ByLock Davalarında Dijital Delillere Karşı Savunma Nasıl Hazırlanmalıdır?

ByLock dosyalarında savunmanın önemli bir bölümünü dijital deliller oluşturur. Bu deliller, teknik özellikleri nedeniyle yalnızca tutanak üzerindeki ifadelerden hareketle değerlendirildiğinde hatalı veya eksik sonuçlara ulaşılabilir.

Dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi, bütünlüğünün korunması, ilgili kişiye aidiyetinin belirlenmesi ve duruşmada tartışılabilmesi ayrı ayrı incelenmesi gereken konulardır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesine göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.

ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının İncelenmesi

ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, uygulamaya ilişkin teknik verilerin belirli bir kullanıcıyla ilişkilendirilmesi bakımından önem taşır.

Bu tutanakta kullanıcı kimliği, bağlantı bilgileri, mesaj içerikleri veya diğer veriler bulunabilir. Ancak her dosyada aynı kapsam ve nitelikte bilgi mevcut değildir.

Savunmada öncelikle dosyadaki tutanağın hangi verilere dayandığı ve bu verilerin sanıkla hangi yöntem kullanılarak eşleştirildiği araştırılmalıdır.

Bir telefon numarasının belirli bir kişi adına kayıtlı olması ile ByLock uygulamasının o kişi tarafından bilinçli şekilde kullanıldığının ispatlanması aynı şey değildir. Hat, cihaz ve kullanıcı arasındaki ilişkinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Sanığın kullanım iddiasını kabul etmediği durumlarda, özellikle kimlik eşleştirmesinin dayanağının açıklığa kavuşturulması önem taşır.

Tutanakta çelişkiler bulunması, teknik bilgilerin eksik olması veya savunmanın belirli bir kayda yönelik itirazının karşılanmaması hâlinde ek araştırma ve bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

CGNAT ve HTS Kayıtları Örgüt Üyeliğini İspatlar mı?

CGNAT kayıtları, internet bağlantı trafiğine ilişkin teknik bilgiler içerir. HTS kayıtları ise haberleşme trafiğinin belirli unsurlarını ortaya koyabilir.

Bu veriler tek başına haberleşmenin içeriğini göstermez. Ayrıca bağlantının gerçekleştiği iddiası ile bağlantıyı belirli bir kişinin bilerek gerçekleştirdiği iddiası arasında teknik ve hukuki bir ayrım vardır.

CGNAT verilerine dayalı savunmada bağlantı zamanı, IP adresi, port bilgileri, operatör kayıtları ve varsa cihaz inceleme sonuçları arasındaki uyum araştırılabilir.

HTS kayıtları bakımından da bir kişiyle iletişimin kurulmuş olması, iletişimin mutlaka suç amacıyla gerçekleştirildiğini göstermez.

Örneğin bir sanığın, hakkında aynı suç kapsamında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmesi yapmış olması, görüşmenin içeriği, taraflar arasındaki ilişki ve diğer deliller değerlendirilmeden doğrudan örgütsel faaliyet olarak kabul edilmemelidir.

Savunma bakımından önemli olan, bu kayıtların tümüyle değersiz olduğunu ileri sürmek yerine, hangi somut olguyu ispatladıklarını ve hangi iddiayı tek başlarına ispatlamaya yeterli olmadıklarını açıklamaktır.

Mor Beyin ve İrade Dışı Bağlantı İddiaları

ByLock soruşturmalarında geçmişte belirli yazılım ve uygulamalar aracılığıyla kullanıcıların iradeleri dışında ByLock sunucularına ait IP adreslerine yönlendirildiği olaylar tespit edilmiştir. Bu durum kamuoyunda Mor Beyin olarak anılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin incelediği bazı dosyalarda, söz konusu yönlendirme nedeniyle ByLock kullanıcısı olarak değerlendirilen kişilerin daha sonra beraat ettiği görülmektedir.

Bu örnekler, internet trafiğine ilişkin kayıtların teknik bağlamından koparılarak değerlendirilmemesi gerektiğini göstermektedir.

Bununla birlikte her ByLock iddiasında Mor Beyin kaynaklı yönlendirme bulunduğu varsayılamaz.

Böyle bir savunma, somut bağlantı kayıtları ve teknik bulgularla desteklenmelidir. Yönlendirme iddiasıyla olayın tarihleri ve kullanılan uygulamalar arasındaki ilişkinin ortaya konulması gerekir.

Dijital Delillerde Bilirkişi İncelemesi ve Savunma Hakkı

ByLock delillerine yönelik teknik inceleme taleplerinde Anayasa Mahkemesinin 28 Aralık 2022 tarihli Esra Saraç Arslan kararı önemlidir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, B. No: 2019/10514 sayılı başvuruda, mahkûmiyette esas alınan ByLock sorgu sonucu raporu ile CGNAT kayıtlarına yönelik bilirkişi incelemesi talebinin yeterli değerlendirme yapılmadan reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kararda savunmanın, belirleyici dijital delilin gerçekliğini ve güvenilirliğini sınama imkânından yoksun bırakılmasının önemi vurgulanmıştır.

Bu karar, her bilirkişi talebinin mutlaka kabul edilmesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Mahkeme, uyuşmazlığın çözümüyle ilgisiz veya gereksiz talepleri kanuni koşullar çerçevesinde değerlendirebilir.

Ancak sanığın mahkûmiyetine etkili olabilecek teknik bir itirazın, ilgili delil ve iddia incelenmeden gerekçesiz şekilde reddedilmesi adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabilir.

Bu nedenle bilirkişi talebi soyut bırakılmamalıdır. Hangi teknik kaydın neden tartışmalı olduğu, mevcut incelemenin hangi yönlerden yetersiz görüldüğü ve yapılacak araştırmanın yargılamaya nasıl katkı sağlayacağı açıkça belirtilmelidir.

FETÖ Davalarında Örgüt Üyeliğinin Maddi ve Manevi Unsurlarına İlişkin Savunma

Silahlı terör örgütüne üyelik suçuna ilişkin değerlendirmede sanığın örgütle kurduğu ilişkinin hukuki niteliği belirleyicidir.

Bir kişinin belirli bir toplumsal çevrede bulunması, geçmişte bazı kurumlarla ilişki kurması veya örgüt üyeliği suçundan yargılanan kişilerle tanışması, tek başına hiyerarşik yapıya dahil olduğunu göstermez.

Savunma hazırlanırken isnat edilen her eylemin tarihi, niteliği, amacı ve kişinin bilgisi somutlaştırılmalıdır.

Örgütle Organik Bağın Belirlenmesi

Örgüt üyeliğinde organik bağ, kişinin örgüt hiyerarşisiyle kurduğu ve üyelik ilişkisini ortaya koyabilecek bağ olarak değerlendirilir.

Bu bağın varlığı konusunda örgütsel talimatlar, kişinin üstlendiği görevler, faaliyetlerinin niteliği ve diğer somut deliller önem taşıyabilir.

Savunmada sanığa atfedilen faaliyetlerin örgütsel amaçla mı yoksa mesleki, ticari, ailevi veya sosyal ilişkiler çerçevesinde mi gerçekleştirildiği değerlendirilmelidir.

Örneğin, belirli bir kurumda çalışmanın suçlamaya dayanak oluşturduğu varsayımsal bir dosyada, sanığın yaptığı işin niteliği, görev alanı, çalışma dönemi ve isnat edilen örgütsel faaliyetlerle ilişkisi araştırılmalıdır.

Kurumsal bağlantının bulunması ile örgüt üyeliği için gerekli bilerek ve isteyerek katılma iradesinin varlığı birbirinden ayrılmalıdır.

Bank Asya İşlemleri, Dernek ve Sendika Üyelikleri

FETÖ/PDY davalarında bankacılık işlemleri, dernek veya sendika üyelikleri ve çeşitli kurumlarla ilişkiler delil olarak değerlendirilebilmektedir.

Bununla birlikte bu faaliyetlerin hukuki anlamı, yalnızca geçmişte gerçekleştirildikleri için değişmez.

Bir bankada hesap açılması veya bir derneğe üye olunması, başka hiçbir değerlendirme yapılmadan suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleştiği sonucunu doğurmaz.

Bankacılık işlemleri bakımından hesabın açıldığı tarih, para hareketlerinin düzenliliği, işlemlerin ekonomik gerekçesi ve örgütsel talimatla bağlantılı olduğuna ilişkin deliller önem kazanabilir.

Dernek veya sendika üyeliklerinde ise üyelik hakkının kullanılması ile belirli bir örgütsel faaliyet arasında somut bağlantı bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Savunmada bu davranışların suç oluşturmasının kategorik olarak imkânsız olduğu ileri sürülmemeli; somut eylemin hukuka uygun bir faaliyet mi, yoksa örgütsel niteliği ispatlanan bir davranış mı olduğu tartışılmalıdır.

Tanık ve İtirafçı Beyanlarına Karşı Savunma

Tanık anlatımları, FETÖ/PDY yargılamalarında kullanılan deliller arasındadır. Ancak her tanık ifadesi aynı ispat değerine sahip değildir.

Tanığın olayı bizzat görüp görmediği, bilgisini hangi kaynaktan edindiği, anlattığı faaliyetlerin tarihlerini ve koşullarını açıklayıp açıklamadığı önemlidir.

Örneğin bir tanığın sanığın belirli toplantılara katıldığını ileri sürdüğü varsayımsal durumda, toplantının amacı, yeri, tarihi, katılımcıları ve tanığın bilgiyi nasıl edindiği araştırılabilir.

Tanık beyanları arasında önemli çelişkiler bulunuyorsa bunların giderilmesi talep edilebilir.

Özellikle mahkûmiyette belirleyici rol oynayan tanık anlatımlarına karşı savunmanın etkili itiraz ve sorgulama imkânına sahip olması, adil yargılanma hakkının güvencelerindendir.

AİHM Kararlarının FETÖ ve ByLock Savunmalarına Etkisi

AİHM kararları, FETÖ/PDY davalarında yalnızca dijital delillerin teknik güvenilirliğini değil, suçun kanuni unsurlarının bireysel olarak belirlenmesini de gündeme getirmektedir.

Yüksel Yalçınkaya Kararından Sonraki Gelişmeler

AİHM'nin 22 Temmuz 2025 tarihli Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararında, 239 başvuru incelenmiştir. Mahkeme, ByLock kullanımının belirleyici dayanak oluşturduğu mahkûmiyetlere ilişkin olarak Yüksel Yalçınkaya kararındaki sistemsel sorunlara yeniden dikkat çekmiştir.

Bu kararda da suçun maddi ve manevi unsurlarının yeterli şekilde bireyselleştirilmeden değerlendirilmesi nedeniyle Sözleşme'nin 7. ve 6/1. maddeleri bakımından ihlal tespit edilmiştir.

AİHM, 23 Haziran 2026 tarihli Dönmez ve Diğerleri/Türkiye kararında da ByLock kullanımının örgüt üyeliğinin bütün unsurları için kesin kanıt olarak kabul edilmesine yönelik yaklaşımını sürdürmüştür.

Mahkeme, ByLock dışında örgüt üyeliğini destekleyebilecek başka deliller bulunabileceğini dışlamamış; ancak ByLock kullanımına otomatik cezai sorumluluk bağlanmasını Sözleşme'nin 7. maddesi yönünden sorunlu bulmuştur.

Bu kararlar, savunmada özellikle suçun unsurlarına ilişkin bireyselleştirme eksikliklerinin tartışılması bakımından önemlidir.

Yasak/Türkiye Kararında Öne Çıkan Ölçütler

AİHM Büyük Dairesinin 5 Mayıs 2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı, silahlı terör örgütüne üyelik suçunun manevi unsurunun değerlendirilmesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

Mahkeme, başvurucu hakkında örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyet kurulurken, gerekli suç kastının bireyselleştirilmiş ve olayın tarihsel bağlamına uygun biçimde ortaya konulmamasını Sözleşme'nin 7. maddesine aykırı bulmuştur.

Bu karar, doğrudan her ByLock iddiasının teknik incelenmesiyle ilgili değildir. Önemi, örgüt üyeliği suçunda kişinin bilgisi ve kastına ilişkin somut değerlendirme yapılması zorunluluğunu vurgulamasıdır.

Anayasa Mahkemesi Kararları Arasındaki Ayrımlar

Anayasa Mahkemesi, ByLock delillerine ilişkin bütün başvurularda aynı sonuca ulaşmamıştır.

Esra Saraç Arslan kararında bilirkişi incelemesine ilişkin savunma talebinin yeterli gerekçe olmaksızın reddedilmesi ihlal olarak değerlendirilirken, aynı gün verilen Özlem Yıldırım kararında başvuru açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

İkinci kararda, dosyadaki iletişim içerikleri ve mahkemelerin bu delilleri değerlendirme biçimi dikkate alınmıştır.

Bu farklılık, somut dosya incelemesinin önemini göstermektedir. Bir mahkeme kararının yalnızca lehe görünen bölümünü aktarmak yerine, kararın dayandığı olaylar ve savunmanın benzerliği açıklanmalıdır.

FETÖ ve ByLock Davalarında Savunma Stratejisi Nasıl Belirlenmelidir?

Savunma stratejisi, dosyadaki delillerin niteliğine ve yargılamanın bulunduğu aşamaya göre oluşturulmalıdır. Her dosyada aynı itirazların ileri sürülmesi, etkili bir savunma yönteminden ziyade somut olayla ilgisiz iddiaların tekrarlanmasına neden olabilir.

Suçlamanın ve Delillerin Ayrı Ayrı İncelenmesi

Savunmaya başlamadan önce iddianamede sanığa hangi eylemlerin isnat edildiği ve bunların hangi delillerle ilişkilendirildiği belirlenmelidir.

Örneğin ByLock kullanıcısı olduğu ileri sürülen bir sanık bakımından uygulamanın kullanılıp kullanılmadığı, kayıtların sanığa aidiyeti ve kullanımın örgüt üyeliği suçu açısından taşıdığı anlam birbirinden ayrılmalıdır.

ByLock dışında tanık beyanı veya banka hareketleri bulunması hâlinde bunlar da bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Böylece savunma, yalnızca genel bir suçsuzluk beyanından ibaret kalmaz; iddianamenin hangi olgular yönünden ispat yetersizliği taşıdığı ortaya konulabilir.

Delil Taleplerinin Somutlaştırılması

CMK'nin 177. maddesine göre sanık, savunma delillerinin toplanmasını veya tanık ve bilirkişinin davet edilmesini istediğinde, bunların hangi olaylarla ilgili olduğunu gösteren dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce sunabilir.

Bu hüküm, duruşma öncesinde savunma hazırlığının yapılabilmesi açısından önemlidir. CMK'nin 207. maddesi de delilin yalnızca geç bildirildiği gerekçesiyle reddedilemeyeceğini düzenlemektedir.

ByLock savunmalarında bilirkişi incelemesi talep edilirken teknik incelemenin hangi uyuşmazlığı çözmesinin beklendiği belirtilmelidir.

Örneğin yalnızca kayıtların yeniden incelenmesini istemek yerine, dosyada yer alan bağlantı kayıtları ile kullanıcı tespitinin hangi teknik yöntemlerle eşleştirildiğinin araştırılması talep edilebilir.

Savunmada Çelişkili Açıklamalardan Kaçınılması

Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları, diğer delillerle birlikte değerlendirilebilmektedir.

Bu nedenle savunma hazırlanırken önceki ifadeler incelenmeli, varsa açıklanması gereken farklılıklar ve maddi hatalar belirlenmelidir.

Sanığın gerçek dışı veya doğrulanamayan açıklamalar yapması yerine, bildiği olayları açık biçimde aktarması ve bilmediği teknik hususları uzman incelemesine konu etmesi önemlidir.

Savunma hakkı kapsamında susma hakkının kullanılması da mümkündür. Sanık, kendi aleyhine beyanda bulunmaya zorlanamaz.

FETÖ ve ByLock Davalarında Savunma Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki dilekçe, hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan dava açılan ve dosyasında ByLock kullanımı iddiası bulunan sanıkların yararlanabileceği genel bir örnektir.

Dilekçede yer alan açıklamalar, sanığın gerçek beyanına ve dava dosyasındaki mevcut delillere göre düzenlenmelidir. Özellikle ByLock kullanmadığına yönelik ifadeler, yalnızca sanığın gerçek savunması bu yöndeyse kullanılmalıdır. Dosyada bulunmayan delillerin varmış gibi gösterilmesinden kaçınılmalıdır.

T.C. [İLGİLİ İL] ... AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO: [Esas numarası]

SANIK: [Adı Soyadı]

MÜDAFİİ: [Varsa avukat bilgileri]

KONU: Silahlı terör örgütüne üyelik isnadına ilişkin savunmalarımızın ve delil taleplerimizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

1. İsnat Edilen Suçun Unsurlarına İlişkin Açıklamalarımız

Müvekkil hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2. maddesi kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.

Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde, suçun maddi ve manevi unsurlarının her sanık bakımından somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

Örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek katıldığının hukuken yeterli delillerle ispatlanması gerekir.

Somut olayda müvekkile isnat edilen [iddianamedeki belirli eylemler yazılmalıdır] eylemlerinin, örgüt üyeliği suçunun unsurlarını hangi yönlerden oluşturduğu tartışmalıdır.

[Bu bölümde müvekkilin faaliyetleri, olayların tarihleri ve iddianamedeki suçlamalara yönelik somut açıklamalar yer almalıdır.]

2. ByLock Kullanımı İddiasına İlişkin Savunmalarımız

Dosyada müvekkilin ByLock uygulamasını kullandığına yönelik [ilgili rapor veya tutanağın adı ve tarihi] bulunmaktadır.

Müvekkilin söz konusu uygulamayı kullandığı iddiasına ilişkin açıklaması şöyledir:

[Sanığın gerçek beyanı, kullanıcı kimliğiyle ilişkisi, telefon hattı ve varsa cihaz bilgilerine yönelik açıklamaları yazılmalıdır.]

ByLock verilerinin sanıkla ilişkilendirilmesinde kullanılan teknik yöntemin açıklığa kavuşturulması, kayıtların güvenilirliğinin incelenmesi ve varsa mevcut çelişkilerin giderilmesi gerekmektedir.

Özellikle [dosyadaki somut çelişki veya teknik itiraz] hususunda ek inceleme yapılmasını talep etmekteyiz.

3. Dijital Delillerin İncelenmesine İlişkin Taleplerimiz

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi gereğince mahkûmiyet, duruşmada tartışılan ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayanmalıdır.

Dosyada bulunan ByLock kayıtlarının gerçekliği, güvenilirliği ve müvekkile aidiyeti yönünden ileri sürdüğümüz somut itirazların karşılanması gerekmektedir.

Bu kapsamda gerekli görülmesi hâlinde ilgili kurumlardan ek teknik verilerin istenmesini, kayıtlar arasındaki uyumsuzlukların araştırılmasını ve uyuşmazlığın uzmanlık gerektiren yönleri bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ediyoruz.

4. AİHM ve Anayasa Mahkemesi Kararları Bakımından Değerlendirme

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye (B. No: 15669/20, 26.09.2023) kararında, ByLock kullanımının suçun bütün unsurlarının otomatik kanıtı olarak değerlendirilmesine ilişkin önemli hukuki sorunlar tespit edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Esra Saraç Arslan (B. No: 2019/10514, 28.12.2022) kararında ise belirleyici dijital delillere yönelik bilirkişi incelemesi talebinin yeterli değerlendirme yapılmadan reddedilmesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bakımından ihlal olarak kabul edilmiştir.

Somut dosyada [kararlarla benzerlik oluşturan delil veya usul eksiklikleri açıklanmalıdır] nedenleriyle anılan kararlarda ortaya konulan güvencelerin dikkate alınmasını talep ediyoruz.

5. Diğer Delillere İlişkin Açıklamalarımız

İddianamede yer alan [tanık anlatımları, bankacılık işlemleri veya diğer belirli deliller] bakımından, bu olguların suçun unsurlarıyla bağlantısının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

[Her delile ilişkin somut itirazlar, lehe kayıtlar ve talep edilen araştırmalar burada açıklanmalıdır.]

HUKUKİ NEDENLER

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili diğer mevzuat.

DELİLLER

Dava dosyasında mevcut belgeler, ByLock kayıtları, CGNAT ve HTS verileri, gerektiğinde bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, lehe belgeler ve hukuka uygun diğer deliller.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce resen dikkate alınacak hususlar çerçevesinde;

  1. Somut olarak belirttiğimiz eksik araştırmaların tamamlanmasına ve ilgili delillerin dosyaya kazandırılmasına,
  2. Dijital delillere yönelik itirazlarımızın değerlendirilmesine ve gerekli görülmesi hâlinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,
  3. Lehe delillerin toplanarak duruşmada tartışılmasına,
  4. Yüklenen suçun işlendiğinin hukuken yeterli şekilde ispatlanamadığı kanaatine varılması hâlinde CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca müvekkilin beraatine,
  5. Varsa devam eden koruma tedbirlerinin kanuni şartları yönünden yeniden değerlendirilmesine,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Tarih: [...]

Sanık / Müdafii

İmza

ByLock Delillerinin Yeniden İncelenmesi İçin Ek Dilekçe Örneği

Ana savunma dilekçesine ek olarak, belirli teknik kayıtların dosyaya kazandırılması veya mevcut kayıtların yeniden incelenmesi için ayrı bir delil talep dilekçesi sunulabilir.

Bu dilekçe özellikle ByLock sorgu sonucu, Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, CGNAT kayıtları veya kullanıcı eşleştirmesi bakımından somut bir uyuşmazlık bulunan dosyalarda kullanılabilir.

T.C. [İLGİLİ İL] ... AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO: [...]

SANIK: [...]

MÜDAFİİ: [...]

KONU: ByLock kullanımı iddiasına ilişkin teknik verilerin incelenmesi ve eksik delillerin tamamlanması talebidir.

AÇIKLAMALAR

Mahkemenizin yukarıda esas numarası belirtilen dosyasında, müvekkilin ByLock kullanıcısı olduğu iddiasına dayalı olarak deliller ileri sürülmüştür.

Dosyada mevcut [rapor veya tutanak adı] incelendiğinde, [somut çelişki, eksiklik veya teknik belirsizlik] hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle iddiaya dayanak oluşturan kayıtların hangi yöntemlerle elde edildiği, sanıkla nasıl ilişkilendirildiği ve mevcut teknik verilerle uyumunun bulunup bulunmadığı yönünden ek değerlendirme yapılmasını talep etmekteyiz.

Anayasa Mahkemesinin Esra Saraç Arslan (B. No: 2019/10514, 28.12.2022) kararında vurgulanan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca, mahkûmiyette belirleyici olabilecek delillerin savunma tarafından etkili biçimde tartışılabilmesi gerekmektedir.

SONUÇ VE TALEP

Somut itirazlarımızın giderilmesi amacıyla;

  1. İlgili ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile mevcut olmayan dayanak kayıtların, hukuken temini mümkün olduğu ölçüde ilgili kurumlardan istenmesine,
  2. CGNAT, HTS ve diğer teknik veriler arasındaki somut uyumsuzlukların araştırılmasına,
  3. Gerekli görülmesi hâlinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,
  4. İnceleme sonuçlarının savunmaya bildirilerek görüş ve itiraz sunma imkânı tanınmasına,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Tarih: [...]

Sanık / Müdafii

İmza

Bu örneklerde bulunan bütün delil taleplerinin her dosyada ileri sürülmesi gerekli değildir. İnceleme isteğinin kapsamı, dava dosyasındaki mevcut teknik veriler ve uyuşmazlığın çözümü açısından taşıdığı önem dikkate alınarak belirlenmelidir.

Soruşturma, Kovuşturma ve Kanun Yollarında Savunma

FETÖ/PDY dosyalarında savunma yalnızca ilk derece mahkemesinde verilen dilekçeden ibaret değildir. Soruşturmanın başlangıcından hükmün kesinleşmesine kadar farklı aşamalarda çeşitli usul hakları kullanılabilir.

Soruşturma Aşamasında Savunma

Soruşturma aşamasında savunma, Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülen işlemler kapsamında yapılır.

Şüphelinin kendisine yöneltilen suçlamayı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma, açıklamada bulunmama ve lehine delillerin toplanmasını isteme hakları bulunmaktadır.

CMK'nin 147. maddesinde ifade alma ve sorguya ilişkin güvenceler düzenlenmiştir. Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi ve kanuni koşullarda uygulanabilecek sınırlamalar ise CMK'nin 153. maddesi kapsamında değerlendirilir.

Bu aşamada özellikle dijital kayıtların kişiye aidiyetine yönelik itirazların açıklanması ve kaybolma ihtimali bulunan lehe delillerin muhafazasının istenmesi önemlidir.

Kovuşturma Aşamasında Savunma

İddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma aşaması başlar. Silahlı terör örgütüne üyelik suçuna ilişkin davalar kural olarak ağır ceza mahkemelerinde görülür.

Bu aşamada iddianamede belirtilen eylemler, sanığa yöneltilen deliller ve savunmanın talepleri duruşmada değerlendirilir.

Savunmada önceki ifadelerle birlikte iddianamenin kapsamı ve dosyaya sonradan giren deliller incelenmelidir.

Özellikle yeni bir ByLock raporunun veya tanık anlatımının dosyaya sunulması durumunda, sanığın bu delili inceleyip yanıtlayabilmesi için gerekli usul güvenceleri sağlanmalıdır.

İstinaf ve Temyiz Aşamaları

İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararına karşı şartları mevcutsa istinaf yoluna başvurulabilir.

CMK'nin 273. maddesine göre 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanan genel kural, istinaf isteminin gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmasıdır.

Temyiz yolu açık kararlar açısından CMK'nin 291. maddesinde de gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftalık başvuru süresi öngörülmüştür.

Ancak hangi karara karşı istinaf veya temyiz yolunun açık olduğu, kararın verildiği tarih, özel hükümler ve geçiş kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

İstinaf ve temyiz dilekçelerinde, ilk derece savunmasının aynen tekrarlanması yerine mahkûmiyet gerekçesindeki belirli hukuki ve maddi hatalara odaklanılması gerekir.

Mahkemenin hangi delile neden üstünlük tanıdığı, savunmanın hangi önemli iddialarının karşılanmadığı ve varsa hangi hukuka aykırılıkların hükmü etkilediği açıklanmalıdır.

Kesinleşmiş FETÖ ve ByLock Mahkûmiyetlerinde Yeniden Yargılama

Kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı, her durumda yeniden yargılama yapılmasına engel değildir. Ancak kesinleşmiş kararlar bakımından olağan kanun yollarından farklı şartlar uygulanır.

AİHM Kararıyla Yargılamanın Yenilenmesi

CMK'nin 311/1-f maddesine göre, ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının AİHM'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden biridir.

Bu hukuki sebebe dayanılarak yapılacak yenileme istemi için AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıllık süre öngörülmüştür.

Bununla birlikte Yüksel Yalçınkaya veya diğer başvurucular hakkında verilen AİHM kararları, bu kararların tarafı olmayan bütün hükümlüler bakımından kendiliğinden CMK 311/1-f kapsamında yeniden yargılama hakkı doğurmaz.

Bir başka dosyada verilmiş AİHM kararının hukuki ilkelerinden yararlanılması ile kişinin kendi mahkûmiyetine ilişkin kesinleşmiş bir AİHM ihlal kararına dayanması farklı durumlardır.

Yeni Deliller Nedeniyle Yargılamanın Yenilenmesi

CMK'nin 311/1-e maddesi uyarınca, yeni olay veya delillerin tek başına ya da önceki delillerle birlikte değerlendirildiğinde beraati veya daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanmasını sağlayabilecek nitelikte olması durumunda yargılamanın yenilenmesi istenebilir.

Örneğin mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra, sanığa ait olduğu kabul edilen bir dijital bağlantının gerçekte başka bir kişiye ait olduğunu veya irade dışı yönlendirmeden kaynaklandığını ortaya koyabilecek yeni ve güvenilir teknik verilerin elde edildiği varsayılsın.

Bu verilerin hükme etkisi, CMK'nin 311/1-e maddesi kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak yalnızca önceki savunmanın yeniden ileri sürülmesi veya başka bir dosyada lehe karar verilmesi, her durumda yeni delil oluşturmaz.

Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. CMK'nin 312. maddesine göre bu istem hükmün infazını kendiliğinden durdurmaz. Mahkeme, kanuni koşullar çerçevesinde infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.

Anayasa Mahkemesine ve AİHM'ye Bireysel Başvuru

FETÖ ve ByLock davalarında adil yargılanma hakkı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi veya diğer temel hakların ihlal edildiği düşünülüyorsa bireysel başvuru yolları gündeme gelebilir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda kural olarak olağan başvuru yollarının tüketilmesi gerekir. Başvuru süresi, başvuru yollarının tüketildiği tarihten veya başvuru yolu bulunmayan hâllerde ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gündür.

Sürenin başlangıcında nihai kararın öğrenilmesi, tebliğ ve somut olayın özellikleri önem taşır. Haklı mazeretlere ilişkin özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.

AİHM'ye başvuruda ise iç hukuk yollarının tüketilmesi ve Sözleşme'nin 35. maddesindeki kabul edilebilirlik şartlarının karşılanması gerekir.

1 Şubat 2022 tarihinden itibaren geçerli olan düzenleme uyarınca, bu tarihten sonra verilen nihai iç hukuk kararları açısından AİHM'ye bireysel başvurunun genel süresi dört aydır.

Bireysel başvuru dilekçesinde yalnızca verilen mahkûmiyetin hatalı olduğunun belirtilmesi yeterli değildir. Hangi temel hakkın, hangi yargısal işlem veya değerlendirme nedeniyle ihlal edildiği ve bu iddianın iç hukukta nasıl ileri sürüldüğü açıklanmalıdır.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM, olağan kanun yolu mahkemeleri gibi her dosyadaki bütün maddi vakıaları yeniden değerlendiren merciler değildir. Bu nedenle başvurunun hukuki niteliği ile olağan kanun yolu itirazları birbirine karıştırılmamalıdır.

FETÖ ve ByLock Davalarında Savunma Hakkının Korunması

FETÖ/PDY ve ByLock davalarında hukuki savunmanın merkezinde, isnat edilen suçun unsurlarının her sanık bakımından bireysel olarak ispatlanması gerekliliği bulunmaktadır.

ByLock kayıtları, CGNAT ve HTS verileri, tanık ifadeleri, bankacılık işlemleri ve diğer delillerin hukuki değeri somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Savunma dilekçesinin yalnızca genel hukuk ilkelerine ve emsal kararlara dayanması yeterli değildir. Dosyada hangi delilin neden tartışmalı olduğu, hangi incelemenin eksik bırakıldığı ve bu eksikliğin hükme etkisi açıkça ortaya konulmalıdır.

AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları, savunma hakkı ve suçun unsurlarının değerlendirilmesi yönünden önemli hukuki güvenceler ortaya koymaktadır. Ancak her kararın kapsamı ve somut olayla benzerliği ayrıca incelenmelidir.

Savunmanın etkili biçimde yapılabilmesi için soruşturma aşamasından itibaren delillerin korunması, usulüne uygun taleplerin ileri sürülmesi, kanun yolu sürelerinin takip edilmesi ve varsa kesinleşmiş mahkûmiyetin yeniden incelenmesine ilişkin şartların dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Hukuki Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Av. Erdem VAROL ile görüşerek hukuki sürecinizi başlatabilirsiniz.

Hemen Randevu Al
Yasal Uyarı: Bu makale sadece bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her olay kendine has dinamiklere sahiptir; bu nedenle hak kaybı yaşamamak adına bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Yasal Sorumluluk Bilgilendirmesi

Bu makale Av. Erdem VAROL tarafından hazırlanmıştır. Makalenin içeriği, doğruluğu ve güncelliği ile ilgili tüm hukuki sorumluluk yazara (avukata) aittir. AvukatBurada.com.tr platformu; bu içerikten kaynaklanabilecek hiçbir hukuki sorumluluk kabul etmez. İçerik genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki tavsiye niteliğinde değildir.

Ana Sayfa Avukat Bul Giriş Yap Kayıt Ol