Engelli aracını başkasının kullanması her durumda yasak değildir. Kullanım hakkı; aracın ÖTV istisnasıyla mı yoksa gümrük muafiyetiyle mi edinildiğine, engellilik durumuna, özel tertibata ve tescil kayıtlarına bağlıdır. 2025 yılında yürürlüğe giren düzenlemeler belirli araçlarda kayıtlı sürücü sınırlaması getirmiştir. Aykırılık hâlinde vergi incelemesi, ÖTV tahakkuku veya aracın trafikten men edilmesi gibi sonuçlar doğabilir.
Engelli Aracını Başkası Kullanabilir mi?
Engelli bireyler adına kayıtlı araçların başkaları tarafından kullanılması, uygulamada hem trafik mevzuatı hem de vergi istisnası bakımından önem taşımaktadır. Özellikle eş, çocuk, kardeş veya diğer yakınların aracı kullanması nedeniyle yaptırım uygulanıp uygulanamayacağı, aracın hangi hukuki şartlarla edinildiğine göre belirlenir.
Engelli araçlarının kullanımında temel düzenlemeler 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği ve Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik'te bulunmaktadır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, engelli adına kayıtlı bütün araçlar için geçerli tek bir sürücü sınırlamasından söz edilemez.
Özellikle üç farklı durumun birbirinden ayrılması gerekir:
- Engellilik oranı %90 veya üzerinde olan kişiler adına ÖTV istisnasıyla yurt içinden alınan araçlar.
- Engellilik oranı %90'ın altında olan kişilerin bizzat kullanmaları amacıyla özel tertibat yaptırılarak edinilen araçlar.
- Yurt dışından gümrük muafiyeti kapsamında ithal edilen engelli araçları.
Ayrıca 2026 yılında ortopedik engelliliği en az %40 olup engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan kişiler için getirilen ÖTV istisnası da dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla yalnızca aracın ruhsatta engelli kişi adına kayıtlı olması veya sürücünün araç sahibinin yakını bulunması, kullanımın hukuka uygun olduğunu göstermeye yeterli değildir.
2025 Yılında Engelli Araçlarının Kullanımına İlişkin Ne Değişti?
4 Aralık 2024 tarihli ve 32742 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle engelli araçlarının tescil kayıtlarına ve kullanım şartlarına ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır.
1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren hükümler, özellikle ÖTV istisnasından yararlanılarak alınmış araçların kullanımında yeni kayıt ve denetim esasları getirmiştir.
Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesinde yapılan değişiklikler uyarınca, engellilik oranı %90 veya üzerinde olan kişiler adına yurt içinden alınan ve sürüşe yönelik özel tertibatı bulunmayan araçlarda belirli kişilerin tescil kayıtlarına işlenmesi öngörülmüştür.
Bu düzenlemeye göre araç sahibi engelli kişinin eşi, aynı il sınırlarında ikamet eden birinci derece kan ve kayın hısımları, kardeşleri, vasisi veya noter tarafından düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak çalıştırılan sürücü arasından en fazla iki kişi tescil kayıtlarına alınabilir.
Bu sınırlama, ilgili tescil şerhinin geçerli olduğu dönem bakımından uygulanmaktadır.
Önemli olan, araç sahibinin yakını olmakla birlikte kullanım hakkının ilgili tescil kaydında bulunup bulunmadığıdır.
Bu nedenle özellikle 2025 öncesi düzenlemelere dayanılarak hazırlanan ve "%90 engelli aracını herkes kullanabilir" sonucuna ulaşan açıklamalar, güncel mevzuatı eksik yansıtabilir.
%90 ve Üzeri Engelli Aracını Kimler Kullanabilir?
Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan kişiler, kanuni şartları taşımaları hâlinde aracı kendileri kullanamayacak durumda olsalar bile ÖTV istisnasından yararlanabilir.
Bu kişilerin adına satın alınan araçlarda, sürüşe yönelik özel tertibat bulunmaması mümkündür.
Ancak aracın özel tertibatlı olmaması, kullanımın hiçbir sınırlamaya tabi olmadığı anlamına gelmez.
Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik'in 16/4-c ve 16/4-ç hükümleri uyarınca, ilgili şerhin geçerli olduğu dönemde aracı kullanabilecek kişiler arasından en fazla iki kişi tescile kaydedilebilir.
Bu kapsamda eş, gerekli ikamet koşulunu taşıyan birinci derece kan ve kayın hısımları, kardeş, vasi veya usulüne uygun iş sözleşmesiyle istihdam edilen sürücü söz konusu olabilir.
Örneğin, engellilik oranı %95 olan bir kişi adına ÖTV istisnasıyla araç satın alındığı varsayılsın. Engelli kişinin oğlu aracı kullanmak istiyorsa yalnızca baba-çocuk ilişkisinin bulunması yeterli kabul edilmemelidir. İlgili dönemde geçerli tescil kaydında sürücü olarak yer alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Engelli Aracını Eşi Kullanabilir mi?
Engelli araç sahibinin eşi, mevzuatta öngörülen sürücüler arasındadır.
Bununla birlikte eşin aracı kullanabilmesi için aracın tabi olduğu tescil şartlarının yerine getirilmiş olması gerekir.
Özellikle 16/4-ç kapsamında kullanım hakkı tescile bağlanan araçlarda, eşin kayıtlarda belirtilen kişiler arasında bulunması önemlidir.
Engelli Aracını Çocuğu veya Kardeşi Kullanabilir mi?
Engelli kişinin çocuğu veya kardeşi de belirli şartlarla aracı kullanabilir.
Ancak burada birinci derece kan hısımları için öngörülen ikamet koşulu ve tescil kayıtları dikkate alınmalıdır.
Örneğin araç sahibinin kardeşinin sırf kardeş olması, kayıtlı sürücü şartının uygulandığı bir araçta kendiliğinden kullanım hakkı vermez.
Aynı şekilde ikinci veya üçüncü derece bir akrabanın, önceki düzenlemelerde yer alan akrabalık kapsamına dayanarak güncel kullanım hakkına sahip olduğunu varsaymak doğru değildir.
Engelli Araç Sahibinin Araçta Bulunması Zorunlu mudur?
Bu konuda bütün engelli araçları için geçerli tek bir cevap bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 16/4-ç maddesi kapsamında, kayıtlı kişiler dışındaki sürücülerin aracı engelli kişi araçta bulunmaksızın kullandığının tespit edilmesi durumunda ilgili defterdarlığa bildirim yapılması öngörülmüştür.
Bu hüküm, kayıtlı sürücülerin aracı her zaman yalnızca engelli kişi araçtayken kullanabileceği anlamına gelmez.
Bununla birlikte aracın engelli kişi yararına tahsis edilmiş olması ve vergi istisnasının amacına uygun kullanılması gerekliliği devam eder.
Örneğin engelli kişinin hastane işlemleri için aracın kullanılması ile aracın uzun süre yalnızca başka bir kişinin özel ihtiyaçlarına tahsis edilmesi aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Ayrıca sürücü belgesi, teknik uygunluk ve sigorta şartları her durumda geçerliliğini korur.
%90'ın Altında Engelli Raporuyla Alınan Aracı Başkası Kullanabilir mi?
Engellilik oranı %90'ın altında olan ve kendi engeline uygun hareket ettirici tertibat yaptırarak ÖTV istisnasıyla araç edinen kişiler bakımından kural, aracın engelli tarafından bizzat kullanılmasıdır.
Yönetmeliğin 16/4-a ve 16/4-b hükümlerinde, özel tertibatlı araçların tesciline ve kullanımına ilişkin şartlar düzenlenmiştir.
Özellikle aracın engelli olmayan kişilerce kullanılabilmesine imkân veren teknik yapıda olması önemlidir.
Araçta bulunan özel tertibatın, engelli olmayan kişinin kullanımına uygun normal teknik donanımı değiştirmemesi veya ilgili düzenlemede belirtilen otomatik vites koşullarını taşıması tek başına yeterli değildir. Yetkili kurum ve kuruluşlarca gerekli teknik uygunluğun belgelendirilmesi de gerekir.
Yönetmeliğin 16/4-b hükmüne göre, engelli kişi araçta olsa bile üçüncü kişilerin kullanımına ilişkin teknik uygunluk belgelendirilmemişse aracı başkasının kullanması yasaktır.
Bunun yanında tescil kayıtlarındaki kullanım şerhleri ve vergi dairesine verilen taahhütnameler değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla özel tertibatlı engelli aracının sürücüsünün kim olabileceği belirlenirken yalnızca engel oranına değil, tertibatın niteliğine, kullanım belgesine ve tescil bilgilerine bakılmalıdır.
Otomatik Vitesli Engelli Aracını Başkası Kullanabilir mi?
Otomatik vitesli bir aracın engellilik nedeniyle ÖTV istisnasıyla edinilmiş olması, o aracın başkaları tarafından kullanılabileceğini kendiliğinden göstermez.
Önemli olan, otomatik vitesin hangi sağlık raporu ve sürücü belgesi kodları kapsamında değerlendirildiği ve araç için hangi kullanım şartlarının öngörüldüğüdür.
Örneğin ortopedik engeli nedeniyle yalnızca otomatik vitesli araç kullanabilen bir kişi adına alınan araçta, üçüncü kişi kullanımına ilişkin mevzuat şartlarının ayrıca karşılanması gerekir.
Bu nedenle otomatik vitesli bütün engelli araçlarının normal binek otomobillerle aynı kurallara tabi olduğu söylenemez.
2026 Yılında Sürücü Belgesi Alamayan Ortopedik Engellilere Tanınan İstisna
2026 yılında yürürlüğe giren düzenlemelerle, engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engellilik oranı %40 veya üzerinde olan ve bu engeli nedeniyle sürücü belgesi alamayan kişiler de belirli şartlarla ÖTV istisnasından yararlanabilir hâle gelmiştir.
Bu düzenlemenin dayanağı 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 7/2-c maddesi ve ÖTV (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği'nde 22 Nisan 2026 tarihinde yapılan değişikliklerdir.
Bu kişilerin istisnadan yararlanabilmesi için aracı bizzat kullanmaları veya kendi sürüşlerine yönelik özel tertibat yaptırmaları şartı aranmamaktadır.
Bununla birlikte ÖTV istisnasından yararlanabilme hakkı ile aracın üçüncü kişiler tarafından hangi şartlarla kullanılabileceği ayrı meselelerdir.
Bu kapsamdaki araçlarda tescil kayıtlarının hangi kullanım şartlarıyla düzenlendiği, varsa ilgili idari açıklamalar ve araç için düzenlenen belgeler incelenmelidir.
Yalnızca ortopedik engellilik oranının %40 veya üzerinde olması nedeniyle aracın bütün aile bireylerince serbestçe kullanılabileceği sonucuna ulaşılamaz.
Engelli Aracını Başkasına Kullandırmak Suç mudur?
Türk Ceza Kanunu'nda yalnızca engelli adına kayıtlı aracın başka bir kişi tarafından kullanılması nedeniyle oluşan, bu isimde bağımsız bir suç düzenlenmemiştir.
Ancak kullanımın mevzuata aykırı olması hâlinde idari ve vergisel sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bunun yanında engelli araç istisnasından yararlanmak amacıyla sahte belgeler düzenlenmesi, gerçek dışı beyanlarda bulunulması veya başka bir suçun unsurlarını oluşturabilecek fiillerin gerçekleştirilmesi durumunda ceza sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle engelli aracının başkası tarafından kullanılmasını her durumda ceza hukuku kapsamında değerlendirmek doğru değildir.
Özellikle trafik tescil şartlarına aykırılık ve ÖTV istisnasının amacı dışında kullanılması iddiaları, çoğu zaman idare ve vergi hukuku bakımından inceleme gerektirir.
Engelli Aracını Başkasının Kullanmasının Cezası Nedir?
Engelli aracını başkasının kullanması nedeniyle uygulanabilecek bütün yaptırımlar için geçerli, tek ve sabit bir para cezası bulunmamaktadır.
Yaptırımın türü, aracın hangi istisna kapsamında edinildiğine ve ihlalin hukuki niteliğine bağlıdır.
ÖTV İstisnasının İhlali Nedeniyle Vergi Talep Edilmesi
Engelli aracının edinilmesinde ÖTV istisnasından yararlanılmış olması, bu istisnanın kanuni amacına ve şartlarına uygun kullanılması yükümlülüğünü beraberinde getirir.
Özellikle istisna şartlarının gerçekte bulunmadığının, muvazaalı işlem yapıldığının veya aracın engelli kişinin yararı dışında başkası için edinildiğinin belirlenmesi hâlinde vergi incelemesi gündeme gelebilir.
Şartları oluşmuşsa ödenmeyen ÖTV'nin tarh edilmesi ve Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi uygulanması söz konusu olabilir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341 ve 344. maddeleri bu açıdan önem taşımaktadır.
Ancak her yetkisiz sürücü tespitinin otomatik olarak ödenmemiş ÖTV'nin tamamının tahsil edilmesi sonucunu doğuracağı kabul edilemez.
İdarenin dayandığı fiil, istisnanın ihlal edildiğine ilişkin hukuki gerekçe ve vergi sorumluluğunun şartları somut olayda incelenmelidir.
Ruhsata Aykırı Kullanımın Tespit Edilmesi
2025 yılında yürürlüğe giren tescil düzenlemeleri, belirli engelli araçlarında kullanım şartlarına aykırılığın tespit edilmesi hâlinde ilgili defterdarlığa bildirim yapılmasını öngörmektedir.
Bu bildirim, tek başına vergi cezasının kesinleştiği veya ÖTV'nin tahakkuk ettirildiği anlamına gelmez.
Defterdarlık ve vergi idaresi, olayın vergi mevzuatı yönünden sonuçlarını ayrıca değerlendirebilir.
Bu süreçte araç sahibinin hangi şartlarla istisnadan yararlandığı, aracı kullanan kişinin tescildeki durumu ve kullanımın amacı önem taşır.
Engelli Aracının Trafikten Men Edilmesi
Yurt dışından engelli muafiyeti kapsamında ithal edilen araçlar bakımından farklı bir yaptırım düzenlemesi bulunmaktadır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerine göre, yurt dışından ithal edilen özel tertibatlı engelli aracının izin verilen kişiler dışında biri tarafından kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde araç trafikten men edilerek işlem yapılmak üzere ilgili gümrük birimine bildirim yapılabilir.
Ancak bu düzenleme, Türkiye'de ÖTV istisnasıyla satın alınan bütün engelli araçlarının üçüncü kişi kullanımında otomatik olarak trafikten men edileceği anlamına gelmemektedir.
Her araç bakımından uygulanacak düzenleme ve tescil şartları ayrı belirlenmelidir.
Engelli Aracının Başkasının İhtiyaçları İçin Kullanılması
Engelli adına ÖTV istisnasıyla alınmış aracın fiilen başka bir kişinin şahsi otomobili gibi kullanılması, aracın engelli kişinin yararına tahsis edilmesi şartı bakımından hukuki sorun oluşturabilir.
Örneğin tamamen varsayımsal bir olayda, engelli bir kişinin adına satın alınan otomobilin bedelinin başka bir aile bireyi tarafından ödendiği ve aracın sürekli olarak yalnızca o kişinin iş ve özel seyahatlerinde kullanıldığı kabul edilsin.
Bu durumda yalnızca araç ruhsatının engelli kişinin adına düzenlenmiş olması, vergi istisnasının bütün şartlarının karşılandığını göstermeyebilir.
Ancak aracın satın alma bedelinin bir aile bireyi tarafından karşılanması da tek başına muvazaalı işlem yapıldığını ispatlamaz.
Önemli olan, istisnadan yararlanan kişinin hak sahibi olup olmadığı, aracın gerçek kullanım amacı ve somut delillerin neyi ortaya koyduğudur.
Engelli kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla aracın bir yakını tarafından kullanılmasının ise aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulması gerekmeyebilir.
Bununla birlikte kullanımın engelli kişinin yararına olması, tescil şartlarına aykırı sürücü kullanımını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Yurt Dışından Getirilen Engelli Aracını Kimler Kullanabilir?
Yurt dışından gümrük muafiyetiyle getirilen araçlar, Türkiye'den ÖTV istisnasıyla satın alınan araçlardan farklı kullanım koşullarına tabi olabilir.
İthal edilen aracın niteliği, özel tertibatı ve gümrük işlemlerinde belirlenen kullanım amacı bu ayrımda önem taşır.
Bizzat engelli kişi tarafından kullanılması amacıyla ithal edilen özel tertibatlı otomobil veya motosikletlerde, aracın kural olarak hak sahibi tarafından kullanılması gerekir.
Ticaret Bakanlığının açıklamalarına göre beklenmeyen hâl veya mücbir sebep bulunduğunda, engelli kişinin araçta bulunması şartıyla başka bir kişinin aracı kullanmasına belirli koşullarda imkân tanınmaktadır.
Engelli kişinin taşınmasına yönelik ithal edilmiş özel tertibatlı minibüslerde ise sürücü bakımından ayrı hükümler bulunmaktadır.
Bu tür araçların, engelli kişinin eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından uygun sürücü veya noter tarafından düzenlenen iş sözleşmesiyle çalıştırılan sürücü tarafından kullanılması mümkün olabilir.
Ancak her durumda gümrük makamlarınca belirlenen özel kullanım şartları ve tescil şerhleri incelenmelidir.
İthal edilen engelli aracının kullanımına ilişkin sınırlamalar ihlal edildiğinde gümrük mevzuatından kaynaklanan ilave yaptırımlar söz konusu olabilir.
Engelli Araçlarında 5 Yıl ve 10 Yıl Kuralı
Engelli araçlarına ilişkin mevzuatta sıkça karıştırılan konulardan biri beş yıl ve on yıllık sürelerdir.
Bu süreler aynı hukuki konuyu düzenlememektedir.
Beş Yıllık Satış ve Devir Sınırlaması
ÖTV istisnasıyla satın alınan aracın, ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl dolmadan istisnadan yararlanma hakkı bulunmayan bir kişiye satılması veya devredilmesi hâlinde ÖTV yükümlülüğü doğabilir.
Beş yıllık süre tamamlandıktan sonra yapılan satış veya devirde ise yalnızca bu devir nedeniyle ÖTV aranmasına ilişkin kural farklı uygulanır.
Ancak aracın satış ve devir koşullarıyla kullanım şartları aynı değildir.
Beş yıl dolmadan aracı satmak ile başkasının kullanması birbirinden farklı hukuki işlemlerdir.
On Yıllık Yeniden ÖTV İstisnasından Yararlanma Süresi
2024 yılı sonunda gerçekleştirilen kanuni değişiklikler sonrasında engelli araçlarında ÖTV istisnasından yeniden yararlanma süresi kural olarak on yıla çıkarılmıştır.
Bu nedenle engelli kişi, şartları mevcut olsa bile sırf aracını beş yıl sonunda sattığı için yeniden ÖTV istisnasıyla araç satın alma hakkını kendiliğinden kazanmaz.
On yıllık yeniden istisnadan yararlanma süresi ile beş yıllık satış ve devir sınırlaması birlikte fakat ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Engelli Aracını Başkasının Kullanması Nedeniyle Ceza Gelirse Ne Yapılmalı?
Engelli aracıyla ilgili yaptırım uygulanması durumunda öncelikle hangi idari işlemin tesis edildiği belirlenmelidir.
Trafik denetim tutanağı, vergi veya ceza ihbarnamesi, trafikten men işlemi ve gümrük idaresinin kararı aynı hukuki nitelikte değildir.
Bu nedenle başvuru mercii ve itiraz süresi de farklılık gösterebilir.
Vergi ve Ceza İhbarnamesine Karşı Başvuru
ÖTV veya vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarname düzenlenmişse, işlemin gerekçesi ve dayanakları incelenmelidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmediği hâllerde vergi mahkemelerinde dava açma süresi 30 gündür.
Bu süre kural olarak usulüne uygun tebliği izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliğine göre Vergi Usul Kanunu'ndaki düzeltme, uzlaşma veya diğer idari yolların uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir. Her idari başvurunun dava açma süresini otomatik olarak durdurduğu düşünülmemelidir.
Trafik İdari Para Cezasına İtiraz
Trafik idari para cezası düzenlenmesi hâlinde, cezanın dayandığı kanun hükmü ve başvuru yolu önem taşır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinde, aksi yönde özel düzenleme bulunmayan idari para cezalarına karşı kural olarak tebliğ veya tefhimden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvuru düzenlenmiştir.
Ancak trafik mevzuatındaki özel hükümler ve yaptırımla birlikte tesis edilen diğer idari işlemler, görevli yargı merciini etkileyebilir.
Bu nedenle itiraz hazırlanırken kararın üzerindeki kanun yolu açıklaması ile uygulanabilir mevzuat birlikte kontrol edilmelidir.
Gümrük İşlemlerine Karşı İtiraz
Yurt dışından ithal edilen engelli aracına ilişkin gümrük vergisi veya para cezası kararı verilmişse 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi önem taşır.
Gümrük vergilerine, cezalara ve idari kararlara karşı kanunda belirtilen şartlarla 15 gün içinde idari itiraz yoluna başvurulması mümkündür.
İtirazın reddedilmesi veya diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde idari yargı yolu gündeme gelebilir.
Gümrük işlemlerindeki idari itiraz sistemi, genel trafik para cezalarına ilişkin başvuru süreciyle aynı değildir.
Engelli Aracının Kullanımında Hangi Belgeler Önemlidir?
Yetkisiz kullanım iddiasına ilişkin değerlendirmede, aracın niteliğini ve kullanım koşullarını gösteren belgeler belirleyici olabilir.
Bunlar arasında araç tescil belgesi, elektronik tescil kayıtları, sağlık kurulu raporu, sürücü belgesi ve varsa sürücü belgesindeki tertibat kodları bulunmaktadır.
Ayrıca ÖTV istisnasına ilişkin belgeler, aracı kullanabilecek kişileri gösteren kayıtlar, vergi dairesine sunulan taahhütname ve teknik uygunluk belgeleri de önem taşır.
Yurt dışından ithal edilmiş araçlarda gümrük belgeleri ve kullanım şartlarını gösteren şerhler ayrıca incelenmelidir.
Örneğin engelli kişiye ait özel tertibatlı aracın başka bir sürücü tarafından kullanılabileceği ileri sürülüyorsa, bunun teknik açıdan uygun olduğuna ilişkin yetkili kuruluş belgesi önem kazanabilir.
Benzer şekilde, kayıtlı sürücünün bulunup bulunmadığı yalnızca akrabalık belgeleriyle değil, ilgili tescil kayıtlarıyla belirlenmelidir.
Engelli Aracının Sigortası Yetkisiz Kullanımda Geçerli Olur mu?
Engelli aracının başkası tarafından kullanılması, trafik sigortası ve kasko bakımından da değerlendirme gerektirebilir.
Zorunlu trafik sigortası, esas olarak işletenin üçüncü kişilere verdiği zararlardan doğan hukuki sorumluluğu teminat altına alır.
Kasko sigortası ise aracın kendisinde meydana gelen ve poliçede teminat altına alınmış zararlarla ilgilidir.
Aracın kullanım şartlarına aykırılık bulunduğunda, bu durumun sigorta tazminatı üzerindeki etkisi, ilgili sigortanın genel şartlarına, sözleşme hükümlerine ve somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Her kullanım aykırılığının zorunlu trafik sigortasının mağdura karşı korumasını kendiliğinden ortadan kaldırdığı söylenemez.
Buna karşılık sigortacının belirli koşullarda sigorta ettirene veya sorumlulara rücu edip edemeyeceği ayrı değerlendirilmelidir.
Kasko bakımından da kullanım şartlarına ilişkin hükümlerin hukuki geçerliliği ve ihlal ile zarar arasındaki ilişki önem taşır.
Engelli Aracının Hukuka Uygun Kullanılması ve Yaptırımlara Karşı Hakların Korunması
Engelli araçlarının kimler tarafından kullanılabileceği değerlendirilirken yalnızca engellilik oranının esas alınması yeterli değildir.
Özellikle 1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren tescil düzenlemeleri, ÖTV istisnasıyla edinilen belirli araçlar için kayıtlı sürücü uygulamasını ve kullanım şartlarına aykırılığın ilgili defterdarlığa bildirilmesini öngörmektedir.
Bununla birlikte özel tertibatlı araçların, yurt dışından ithal edilen araçların ve 2026 yılında yeni istisna kapsamına alınan engelli gruplarının hukuki durumları birbirinden farklıdır.
Aracın hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı; satın alma veya ithal yöntemi, engelli sağlık kurulu raporu, tertibat özellikleri, tescil şerhleri ve fiilî kullanım koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Aykırılık nedeniyle yaptırım uygulanmışsa öncelikle kararın dayandığı mevzuat hükmü, tespit edilen fiil ve yaptırımın hukuki niteliği incelenmelidir.
Özellikle ÖTV tahakkuku, vergi ziyaı cezası, trafik idari para cezası veya gümrük işlemleri bakımından farklı başvuru yolları ve süreler bulunduğundan, somut olayın özelliklerine uygun hukuki değerlendirme yapılması hak kaybının önlenmesi açısından önem taşır.