Anne ya da babanın vefatından sonra tutulan yasın içine, bazen hiç beklenmedik bir şaşkınlık karışır. Miras kalmasını beklediğiniz gayrimenkullerin bir kardeşinize yahut bir başkasına satılmış olduğunu öğrenirsiniz. O an, bütün lokmalar boğazınıza dizilir. "Nasıl olur? Babam burayı hiç satmadı ki!" dersiniz içinden. İşte o an anlarsınız ki; siz istenmeyen, kendisinden mal kaçırılan evlatsınız. Bugün, mirasçıdan mal kaçırma meselesini ve bu durumla nasıl savaşacağınızı konuşacağız.
Hukuk dilinde karmaşık görünse de aslında olay çok basittir: Bir mirasbırakan (muris), aslında taşınmazını diğer mirasçılardan mal kaçırmak için birine bedelsiz olarak bağışlamış, hibe etmiştir; ancak diğer mirasçılar ileride dava açmasın, mal paylaşımı bozulmasın diye bu işlemi tapuda sanki bir “satış” yapmış veya “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” imzalamış gibi göstermiştir. Aslında gerçek bir satış yoktur sadece hibe vardır. Bu duruma muris muvazaası denir.
Mirastan Mal Kaçırma Neden Yapılır? Genellikle amaç, çocuklardan birini (örneğin erkek evladı kız evlattan) üstün tutmak, son eşin baskısıyla önceki evlilikten olan çocukları mirastan mahrum bırakmak veya sevilen bir mirasçıyı “kayırmaktır”. Mirasbırakan, bu yolla kanunun mirasçılara tanıdığı “saklı pay” gibi hakların etrafından dolanmaya çalışır.
Hukuk Bu Oyunu Yutar mı? Hayır! Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür “danışıklı” mirastan mal kaçırma işlemleri geçersizdir.
Peki, bir işlemin mirastan mal kaçırma yani muris muvazaası olduğu nasıl anlaşılır? Örnek olarak; hakimler mirastan mal kaçırma olup olmadığını çözerken şu ipuçlarına bakar:
1- Malı alan kişinin o evi alacak parası var mı? Mesela işsiz bir evladın babasından üç katlı bina satın alması hayatın olağan akışına uyar mı?
2- Babamızın o evi satmaya gerçekten ihtiyacı var mıydı, yoksa bankada parası varken mi bu “satışı” yaptı?
3- Tapuda gösterilen düşük bedel ile evin gerçek değeri arasında dağlar kadar fark var mı?
4- Mirasbırakan ile çocukları arasında bir küslük ya da kayırma durumu mevcut mu?
Peki bu durumda mirasını hiç alamayan yahut daha az alan mirasçının hakları nelerdir? Miras hakkı çiğnenen her mirasçı, mirasbırakan öldükten sonra bu davanın peşine düşebilir. Kendi miras payını tekrar alabilir. En güzel haber ise şu: Bu davayı açmak için bir zamanaşımı süresi yoktur; hakikati her zaman arayabilirsiniz.
Unutmayın; mal kaçırmak için yapılan o kurnazca planlar, hukukun adalet terazisinde genellikle boşa çıkar. Miras, sadece mal değil, aynı zamanda adaletin de paylaşıldığı bir emanettir.
Adaletle kalın.